Omurganın sağa ya da sola doğru eğriliği olan skolyozun farklı tipleri vardır. Doğumsal skolyoz adından da anlaşılacağı üzere çocuğun hayata omurgası eğri olarak gözlerini açmasıdır. Ancak bu tanım çocuğun omurgasında gözle görünür, belirgin bir skolyoz ile dünyaya geldiği anlamına gelmez. Skolyoz tanısı doğumdan kısa bir süre sonra rutin takip esnasında konulabilirken bu anomali bazen de yıllar sonra teşhis edilebilir.
Skolyozun en sık görülen tipi idiopatik yani nedeni bilinmeyen skolyozdur. Bu tip oldukça yoğundur ve kliniğimize başvuran hastaların çoğunluğunu oluşturur. Doğumsal skolyoz ise skolyozun en sık görülen ikinci tipidir.
Anne karnındaki bebeğin omurgası daha gebeliğin ilk aylarında tamamlanmış olur. Gebeliğin 12. Haftasına dek omurga gelişimini tamamlar. Doğumsal skolyozun nedeni de bu süreçte omurga gelişiminin bir nedenle sekteye uğramasıdır. Omurgayı oluşturan omurlardan biri ya da birkaçı tam olarak gelişemeyebilir. Bunun sonucunda da skolyoz oluşur. Omurganın bu anomalisi bebekte farklı doğumsal anomaliler oluşma riskini de beraberinde getirir. Skolyozun diğer tiplerinde çoğu zaman böyle bir durum yokken doğumsal skolyozda omurilikte de bir problem görülme riski söz konusudur.
Anne karnındaki bebeğin omurgasında böyle bir anomali oluşmasına neden olabilecek faktörler nelerdir?
Doğumsal skolyozun tanısı her zaman çok kolay değildir. Eğriliğin derecesine ve ilerleme trendine göre de tanı kolaylaşabilir ya da güçleşebilir. Hemen doğum sonrasında ya da doğumdan kısa bir süre tanı mümkün olabilirken bazı olgularda hastalık kendini daha ileriki yaşlarda gösterebilir, tanı da deformite belirginleştiğinde konulabilir. Peki, doğumsal skolyoz belirtileri nelerdir?
İleri deformitelerde semptomlar şiddetlenebilir. Tanı konulmayan ya da tanı konulsa da tedavisi ertelenmiş olgularda omurganın eğriliği omurilik, kalp ve böbreklere zarar verebilir. Buna bağlı farklı belirtiler gündeme gelebilir.
Doğumsal skolyoza mümkün olduğunca hızlı tanı koymak önemlidir. Böylece çocuk takibe alınır, gerekirse tedavisine başlanır. Tedavide çocuğun gelişimine sağlıkla devam etmesi ve omuriliğe zarar verebilecek durumların ortadan kaldırılması amaçlanır. Bu önemlidir, zira omurilik basısı nedeniyle çocukta yürüme güçlüğü, kuvvet kaybı hatta felç gibi tablolar gündeme gelebilir.
Çocuk henüz 2 yaşının altındaysa ve eğrilik 25-30 derecelere ulaştıysa korse ve alçı uygulamalarına başvurulur. 2 yaş sonrası cerrahi müdahaleler düşünülür. Omurganın büyümesine izin veren manyetik rod sistemleriyle omurganın daha fazla eğrilmesinin önüne geçilmeye çalışılır. Çocuk 7-8 yaşına ulaştığında iple gerdirme ameliyatı düşünülebilir. Burada omurganın büyüme kapasitesinden yararlanılarak çocuğun omurgasına bir bant yerleştirilir ve gerdirilir. Eğrilik zaman içinde ortadan kaldırılmaya çalışılır. Bu sayede hem eğrilik kaybolur hem de büyüme devam eder. Bir diğer nihai tedavi seçeneği olan füzyon da ise ergenliğe dek beklemek gerekir. Hasta ipli skolyoz ameliyatına uygun değilse bu yöntem tercih edilir. Füzyon ameliyatında omurga metal çubuk ve vidalarla düz bir hale getirilir.
Diz Enjeksiyonları Diz sorunlarının tedavisinde ameliyatsız uygulamalar Tıbbın birçok alanında daha az girişimsel işlemle hastaya…
Hamstring Yırtığı Hamstring, uyluğun arka tarafında yer alır ve bacak hareketlerinde büyük rol oynar. Kalça…
Menisküs Yırtığı Tamiri Menisküs yırtığı ameliyatı ortopedide en sık uygulanan prosedürlerden biridir. Bu ameliyatların çok…
Kadınlarda Kemik Erimesi Kadınların en sık yaşadığı sağlık sorunlarından biri şüphesiz kemik erimesidir. Kadınlarda kemik…
Kalça Kırığı Tedavisi Birçok kişi “Düşmüş kalçası kırılmış” ifadesiyle karşılaşmıştır. Bu ifade özellikle yaşlılar için…
Üst Kol ya da Humerus Kırığı Omuz ve dirsek arasında bulunan üst koldaki bu kemiğe…