<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genel arşivleri - Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</title>
	<atom:link href="https://drtunapehlivanoglu.com/category/genel-tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://drtunapehlivanoglu.com/category/genel-tr/</link>
	<description>Ortopedi ve Travmatoloji, Omurga Cerrahisi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 25 Sep 2026 12:42:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.11</generator>

<image>
	<url>https://drtunapehlivanoglu.com/wp-content/uploads/2017/07/cropped-Adsiz-tasarim-93-32x32.jpg</url>
	<title>Genel arşivleri - Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</title>
	<link>https://drtunapehlivanoglu.com/category/genel-tr/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sırt Ağrısı Neden Olur?</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/sirt-agrisi-neden-olur/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/sirt-agrisi-neden-olur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2026 12:42:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8822</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sırt Ağrısı Neden Olur? Muhtemelen sırt ağrısı yaşamayan hiçbir insan yok hayatının bir döneminde. Sırt ağrısı, kasların zorlanması ve duruş bozuklukları gibi günlük nedenlerden omurga hastalıklarına kadar birçok farklı durumdan kaynaklanabilir. Uzun süre masa başında çalışmak, hareketsiz yaşam, ağır kaldırmak veya yanlış egzersiz yapmak sırt bölgesindeki kas ve bağların zorlanmasına yol açabilir. Bununla birlikte uzun süren, tekrarlayan veya başka belirtilerin eşlik ettiği sırt ağrılarında altta yatan nedenin belirlenmesi önemlidir. Sırt Ağrısı Nedir? Sırt ağrısı genellikle boynun altından bel bölgesine kadar uzanan alanda hissedilen ağrı, gerginlik veya rahatsızlık olarak tanımlanır. Ağrı omurgadan kaynaklanabileceği gibi kaslar, bağlar, eklemler, diskler veya çevredeki dokularla ilişkili de olabilir. Sırt ağrısı aniden başlayabilir veya zaman içerisinde yavaş yavaş gelişebilir. Bazı kişilerde hareketle artarken bazı durumlarda dinlenme sırasında da devam edebilir. Sırt Ağrısı Neden Olur? Sırt ağrısının en sık görülen nedenlerinden biri kasların ve bağların zorlanmasıdır. Özellikle uzun süre aynı pozisyonda kalmak, masa başında yanlış oturmak, ağır [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/sirt-agrisi-neden-olur/">Sırt Ağrısı Neden Olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Sırt Ağrısı Neden Olur?</h1>



<p>Muhtemelen sırt ağrısı yaşamayan hiçbir insan yok hayatının bir döneminde. Sırt ağrısı, kasların zorlanması ve duruş bozuklukları gibi günlük nedenlerden omurga hastalıklarına kadar birçok farklı durumdan kaynaklanabilir. Uzun süre masa başında çalışmak, hareketsiz yaşam, ağır kaldırmak veya yanlış egzersiz yapmak sırt bölgesindeki kas ve bağların zorlanmasına yol açabilir. Bununla birlikte uzun süren, tekrarlayan veya başka belirtilerin eşlik ettiği sırt ağrılarında altta yatan nedenin belirlenmesi önemlidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sırt Ağrısı Nedir?</h2>



<p>Sırt ağrısı genellikle boynun altından bel bölgesine kadar uzanan alanda hissedilen ağrı, gerginlik veya rahatsızlık olarak tanımlanır. Ağrı omurgadan kaynaklanabileceği gibi kaslar, bağlar, eklemler, diskler veya çevredeki dokularla ilişkili de olabilir.</p>



<p>Sırt ağrısı aniden başlayabilir veya zaman içerisinde yavaş yavaş gelişebilir. Bazı kişilerde hareketle artarken bazı durumlarda dinlenme sırasında da devam edebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sırt Ağrısı Neden Olur?</h2>



<p>Sırt ağrısının en sık görülen nedenlerinden biri kasların ve bağların zorlanmasıdır. Özellikle uzun süre aynı pozisyonda kalmak, masa başında yanlış oturmak, ağır yük kaldırmak veya ani hareketler sırt kaslarında ağrıya neden olabilir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kas ve bağların zorlanması</li>



<li>Duruş bozuklukları (sürekli kambur durmak gibi)</li>



<li>Uzun süre masa başında veya bilgisayar karşısında oturmak</li>



<li>Hareketsiz yaşam</li>



<li>Ağır kaldırmak veya ani hareket etmek</li>



<li>Omurga disklerinde dejenerasyon veya fıtık</li>



<li>Skolyoz ve kifoz gibi omurga deformiteleri</li>



<li>Omurga eklemlerinde dejeneratif değişiklikler</li>



<li>Osteoporoz ve omurga kırıkları</li>



<li>Travmalar ve spor yaralanmaları</li>



<li>Daha nadir olarak enfeksiyonlar, inflamatuvar hastalıklar, omurga ve çevre dokulardaki tümörler</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Geçmeyen Sırt Ağrısı Neden Olur?</h2>



<p>Sırt ağrısı geçmiyorsa mutlaka dikkate alınmalıdır. Kas zorlanmasına bağlı hafif sırt ağrılarının önemli bir bölümü zamanla azalabilir. Ancak haftalar boyunca devam eden veya giderek şiddetlenen sırt ağrısının altında omurganın yapısal hastalıkları, dejeneratif değişiklikler, inflamatuvar hastalıklar veya daha nadir görülen başka sağlık sorunları bulunabilir.</p>



<p>Özellikle dinlenmeyle geçmeyen, gece uykudan uyandıran veya giderek artan ağrıların değerlendirilmesi önemlidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sırt Ağrısı Ne Zaman Tehlikeli Olabilir?</h2>



<p>Sırt ağrılarının çok büyük bölümü bir hastalığa işaret etmez. Bununla birlikte sırt ağrısıyla birlikte görülen bazı belirtileri de atlamamak gerekir. Bunlar nelerdir?</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kol veya bacaklarda uyuşma ya da güç kaybı</li>



<li>Yürüme veya denge problemi</li>



<li>İdrar veya dışkı kontrolünde yeni gelişen sorun</li>



<li>Yüksek ateş</li>



<li>Açıklanamayan kilo kaybı</li>



<li>Şiddetli travma sonrasında başlayan ağrı</li>



<li>Gece belirginleşen veya istirahatle geçmeyen ağrı</li>



<li>Göğüs ağrısı veya nefes darlığı</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Sırt Ağrısının Nedenini Bulmak?</h2>



<p>Sırt ağrısının değerlendirilmesinde öncelikle ağrının başlangıcı, süresi, yeri ve karakteri sorgulanır. Fizik muayenede omurganın hareketleri, kas gücü, refleksler ve nörolojik bulgular değerlendirilebilir.</p>



<p>Her sırt ağrısında görüntüleme gerekli değildir. Doktor gerekli gördüğünde röntgen, manyetik rezonans (MR) veya bilgisayarlı tomografi (BT) gibi yöntemlerden yararlanabilir. Enfeksiyon veya inflamatuvar hastalık şüphesi varsa kan testleri de istenebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sırt Ağrısı Nasıl Geçer?</h2>



<p>Sırt ağrısı yaşayan kişilerin isteği tabii ki bu ağrıdan kurtulmaktır. Burada tedavi kişiden kişiye değişir. Temel neden ağrının nedenini ortadan kaldırmaktır. Kişi günde 10 saat masa başında çalışıyorsa, belli aralıklara yürümek, hareket etmek, spor yapmak bu ağrıyı azaltabilir. Sürekli ağrı kaldırma nedenli bel ağrısı varsa bu eylem hafifletilebilir ya da sonlandırılabilir.</p>



<p>Bazı hastalarda ise ağrıdan kurtulmak için tedavi gerekir. Fizik tedavi, ağrısı kesiciler, enjeksiyon uygulamaları düşünülür. Bazı hastalar da ise cerrahi gündeme gelebilir.</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/sirt-agrisi-neden-olur/">Sırt Ağrısı Neden Olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/sirt-agrisi-neden-olur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Skolyoz Kaç Derecede Ameliyat Edilir</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/skolyoz-kac-derecede-ameliyat-edilir/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/skolyoz-kac-derecede-ameliyat-edilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2026 09:33:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8820</guid>

					<description><![CDATA[<p>Skolyoz Kaç Derecede Ameliyat Edilir? Hastadan hastaya değişmekle birlikte, skolyoz özellikle 40 dereceyi aşıyorsa cerrahi müdahale gündeme gelir. Skolyoz tedavisinde ameliyat kararı, omurga eğriliğinin derecesi başta olmak üzere hastanın yaşı, büyüme potansiyeli, eğriliğin ilerleme riski ve mevcut şikayetler birlikte değerlendirilerek verilir. Genellikle 45–50 derece ve üzerindeki skolyoz eğriliklerinde cerrahi tedavi gündeme gelebilir. Ancak skolyoz ameliyatı için yalnızca eğriliğin derecesine bakılmaz. Skolyoz Derecesi Nasıl Ölçülür? Skolyozun derecesi, ayakta çekilen omurga röntgenleri üzerinden Cobb açısı ölçülerek belirlenir. Cobb açısı, omurgadaki eğriliğin büyüklüğünü derece cinsinden gösterir ve skolyozun takibinde kullanılan temel ölçümlerden biridir. Genel olarak: Bu değerler genel bir çerçeve sunar. Tedavi kararı ise her hastanın kendi özel durumuna göre alınır. 40 Derece Skolyoz Ameliyatla mı Düzelir? Büyümenin devam ettiği ve eğriliğin hızla ilerlediği hastalarda 40 derece civarındaki skolyoz için cerrahi tedavi gündeme gelir. Buna karşılık büyümesini tamamlamış ve eğriliği stabil olan bir hastada farklı yaklaşımlar düşünülebilir. 50 Derece Skolyoz Ameliyat Edilir mi? [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/skolyoz-kac-derecede-ameliyat-edilir/">Skolyoz Kaç Derecede Ameliyat Edilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Skolyoz Kaç Derecede Ameliyat Edilir?</h1>



<p><strong>Hastadan hastaya değişmekle birlikte, skolyoz özellikle 40 dereceyi aşıyorsa cerrahi müdahale gündeme gelir.</strong></p>



<p>Skolyoz tedavisinde ameliyat kararı, omurga eğriliğinin derecesi başta olmak üzere hastanın yaşı, büyüme potansiyeli, eğriliğin ilerleme riski ve mevcut şikayetler birlikte değerlendirilerek verilir. Genellikle 45–50 derece ve üzerindeki skolyoz eğriliklerinde cerrahi tedavi gündeme gelebilir. Ancak skolyoz ameliyatı için yalnızca eğriliğin derecesine bakılmaz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Skolyoz Derecesi Nasıl Ölçülür?</h2>



<p>Skolyozun derecesi, ayakta çekilen omurga röntgenleri üzerinden Cobb açısı ölçülerek belirlenir. Cobb açısı, omurgadaki eğriliğin büyüklüğünü derece cinsinden gösterir ve skolyozun takibinde kullanılan temel ölçümlerden biridir.</p>



<p>Genel olarak:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>10 derecenin altı: Skolyoz olarak kabul edilmez.</li>



<li>10–20 derece: Genellikle hafif skolyoz olarak değerlendirilir ve takip edilebilir.</li>



<li>20–40 derece: Hastanın yaşı ve büyüme potansiyeline göre takip, egzersiz/fizyoterapi ve korse tedavisi değerlendirilebilir.</li>



<li>40–50 derece: Eğriliğin ilerleme riski ve hastanın özelliklerine göre cerrahi seçenekler gündeme gelebilir.</li>



<li>50 derece ve üzeri: Özellikle ilerleyici eğriliklerde cerrahi tedavi daha sık değerlendirilir.</li>
</ul>



<p>Bu değerler genel bir çerçeve sunar. Tedavi kararı ise her hastanın kendi özel durumuna göre alınır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">40 Derece Skolyoz Ameliyatla mı Düzelir?</h2>



<p>Büyümenin devam ettiği ve eğriliğin hızla ilerlediği hastalarda 40 derece civarındaki skolyoz için cerrahi tedavi gündeme gelir. Buna karşılık büyümesini tamamlamış ve eğriliği stabil olan bir hastada farklı yaklaşımlar düşünülebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">50 Derece Skolyoz Ameliyat Edilir mi?</h2>



<p>50 derece ve üzerindeki skolyoz eğriliklerinde ameliyat önemli bir tedavi seçeneğidir. Bunun temel nedenlerinden biri, büyük eğriliklerin özellikle belirli skolyoz tiplerinde büyüme tamamlandıktan sonra da ilerleme göstermesidir.</p>



<p>Ancak 50 dereceyi geçen her hastada doğrudan ameliyat kararı verilmez. Eğriliğin ilerleme hızı, omurganın dengesi, hastanın yaşı, ağrı ve fonksiyonel sorunlar ile genel sağlık durumu değerlendirilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Skolyoz Ameliyatına Karar Verirken Nelere Bakılır?</h2>



<p>Skolyoz ameliyatı kararı yalnızca Cobb açısına göre verilmez. Omurga cerrahisi ekibi tarafından hastanın tüm klinik ve radyolojik bulguları değerlendirilir. Ameliyat kararında özellikle şu faktörler önemlidir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Skolyozun derecesi ve eğriliğin tipi</li>



<li>Eğriliğin zaman içerisinde ilerleyip ilerlemediği</li>



<li>Hastanın yaşı ve kalan büyüme potansiyeli</li>



<li>Omurganın genel dengesi</li>



<li>Korse gibi cerrahi dışı tedavilere yanıt</li>



<li>Ağrı ve günlük yaşamı etkileyen şikayetler</li>



<li>İleri eğriliklerde solunum fonksiyonları</li>



<li>Hastanın genel sağlık durumu</li>
</ul>



<p>Bu nedenle aynı skolyoz derecesine sahip iki hastada farklı tedavi seçenekleri uygulanabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Çocuklarda Skolyoz Kaç Derecede Ameliyat Edilir?</h2>



<p>Çocuğun büyüme potansiyeli ve eğriliğin derecesi oldukça önemlidir. Yukarıda belirttiğimiz gibi 40 derece civarı eğriliklerde cerrahi düşünülebilir. Ancak bazen daha düşük ölçülerde dahi ameliyat gündeme gelebilir. Nasıl? Örneğin 30 derecelik skolyozu olan 6-7 yaşında bir çocukta eğriliği kontrol altında tutmak için manyetik rod sistemleri gibi öncül ameliyat düşünülebilir. Ya da uygun hastalarda doğrudan ipli skolyoz gündeme gelebilir.</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/skolyoz-kac-derecede-ameliyat-edilir/">Skolyoz Kaç Derecede Ameliyat Edilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/skolyoz-kac-derecede-ameliyat-edilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlanmaya Bağlı Kemik Erimesi</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/yaslanmaya-bagli-kemik-erimesi/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/yaslanmaya-bagli-kemik-erimesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2026 09:45:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8810</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşlanmaya Bağlı Kemik Erimesi Yaş ilerledikçe kemiklerin yapısında ve yoğunluğunda doğal değişiklikler meydana gelir. Kemik yapımının azalması ve kemik kaybının hızlanması, zaman içerisinde kemiklerin daha zayıf ve kırılgan hale gelmesine neden olabilir. Yaşlanmaya bağlı kemik erimesi, özellikle ileri yaşlarda osteoporoz ve buna bağlı kırık riskinin artmasının önemli nedenlerinden biridir. Kemik kaybı çoğu zaman belirti vermeden ilerlediği için erken dönemde fark edilmeyebilir. Bu nedenle özellikle risk grubundaki kişilerin kemik sağlığının düzenli olarak değerlendirilmesi önemlidir. Yaşlanmaya Bağlı Kemik Erimesi Nedir? Kemik, yaşam boyunca sürekli olarak yenilenen canlı bir dokudur. Eski kemik dokusu yıkılırken yerine yeni kemik dokusu oluşturulur. Genç yaşlarda kemik yapımı ve yıkımı arasındaki denge kemik yoğunluğunun korunmasını sağlar. Yaş ilerledikçe ise yeni kemik oluşumu yavaşlayabilir ve kemik kaybı hızlanabilir. Kemik yoğunluğunun azalması belirli bir seviyeye ulaştığında osteoporoz, yani halk arasında bilinen adıyla kemik erimesi ortaya çıkabilir. Osteoporozda kemikler daha gözenekli ve kırılgan hale gelir. Bunun sonucunda özellikle kalça, omurga ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/yaslanmaya-bagli-kemik-erimesi/">Yaşlanmaya Bağlı Kemik Erimesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Yaşlanmaya Bağlı Kemik Erimesi</h1>



<p>Yaş ilerledikçe kemiklerin yapısında ve yoğunluğunda doğal değişiklikler meydana gelir. Kemik yapımının azalması ve kemik kaybının hızlanması, zaman içerisinde kemiklerin daha zayıf ve kırılgan hale gelmesine neden olabilir. Yaşlanmaya bağlı kemik erimesi, özellikle ileri yaşlarda osteoporoz ve buna bağlı kırık riskinin artmasının önemli nedenlerinden biridir.</p>



<p>Kemik kaybı çoğu zaman belirti vermeden ilerlediği için erken dönemde fark edilmeyebilir. Bu nedenle özellikle risk grubundaki kişilerin kemik sağlığının düzenli olarak değerlendirilmesi önemlidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Yaşlanmaya Bağlı Kemik Erimesi Nedir?</h2>



<p>Kemik, yaşam boyunca sürekli olarak yenilenen canlı bir dokudur. Eski kemik dokusu yıkılırken yerine yeni kemik dokusu oluşturulur. Genç yaşlarda kemik yapımı ve yıkımı arasındaki denge kemik yoğunluğunun korunmasını sağlar.</p>



<p>Yaş ilerledikçe ise yeni kemik oluşumu yavaşlayabilir ve kemik kaybı hızlanabilir. Kemik yoğunluğunun azalması belirli bir seviyeye ulaştığında osteoporoz, yani halk arasında bilinen adıyla kemik erimesi ortaya çıkabilir.</p>



<p>Osteoporozda kemikler daha gözenekli ve kırılgan hale gelir. Bunun sonucunda özellikle kalça, omurga ve el bileği kırıklarının görülme riski artar.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Yaşlanınca Kemikler Neden Zayıflar?</h2>



<p>Yaşa bağlı kemik kaybının tek bir nedeni yoktur. Yaşlanmayla birlikte kemik metabolizmasını etkileyen birçok değişiklik meydana gelebilir. Temel faktörler şöyledir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kemik yapım hızının azalması</li>



<li>Kalsiyum emiliminin azalması</li>



<li>D vitamini düzeylerinin düşmesi</li>



<li>Hormonal değişiklikler</li>



<li>Fiziksel aktivitenin azalması</li>



<li>Kas kütlesi ve kas gücünün azalması</li>



<li>Beslenme alışkanlıklarının değişmesi</li>
</ul>



<p>Kadınlarda özellikle menopoz sonrasında östrojen seviyesinin azalması, kemik kaybını hızlandırabilir. Erkeklerde ise ileri yaşla birlikte hormonal değişiklikler ve kemik yapımındaki azalma osteoporoz gelişimine katkıda bulunabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kemik Erimesi Kaç Yaşında Başlar?</h2>



<p>Kemik yoğunluğu genellikle genç erişkinlik döneminde en yüksek seviyesine ulaşır. Daha sonraki yıllarda kemik kütlesinde yavaş ve kademeli bir azalma başlayabilir.</p>



<p>Ancak kemik erimesinin ortaya çıktığı belirli bir yaş yoktur. Genetik özellikler, menopoz, beslenme, fiziksel aktivite düzeyi, kullanılan ilaçlar ve eşlik eden hastalıklar kemik kaybının hızını etkileyebilir.</p>



<p>Özellikle 65 yaş üzerindeki kadınlarda ve 70 yaş üzerindeki erkeklerde osteoporoz açısından değerlendirme daha fazla önem kazanır. Bununla birlikte risk faktörleri bulunan kişilerde daha erken yaşlarda da kemik yoğunluğu ölçümü gerekebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Yaşlanmaya Bağlı Kemik Erimesinin Belirtileri</h2>



<p>Osteoporozun en önemli özelliklerinden biri uzun süre belirti vermeden ilerleyebilmesidir. Bu nedenle hastalık bazen ilk kez bir kırık meydana geldiğinde fark edilir.</p>



<p>İleri dönemde görülebilecek belirtiler arasında şunlar yer alır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Boyda kısalma</li>



<li>Sırt veya bel ağrısı</li>



<li>Omurgada öne doğru eğilme</li>



<li>Duruş bozukluğu</li>



<li>Küçük travmalar sonucunda kırık oluşması</li>



<li>Omurga, kalça veya el bileği kırıkları</li>
</ul>



<p>Özellikle ileri yaşta basit bir düşme sonrasında meydana gelen kırıklar, altta yatan osteoporoz açısından değerlendirilmelidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Yaşlanmaya Bağlı Kemik Erimesi Nasıl Teşhis Edilir?</h2>



<p>Osteoporoz değerlendirmesinde kişinin yaşı, geçmiş kırıkları, aile öyküsü, kullandığı ilaçlar ve diğer risk faktörleri birlikte değerlendirilir. Kemik mineral yoğunluğunu ölçmek için en sık kullanılan yöntemlerden biri kemik yoğunluğu ölçümüdür. Genellikle kalça ve bel omurgasındaki kemik mineral yoğunluğu değerlendirilir.</p>



<p>Gerekli durumlarda kan testleriyle kalsiyum, D vitamini ve kemik metabolizmasını etkileyebilecek diğer değerler de incelenebilir. Böylece kemik kaybının yaşlanmanın yanı sıra başka bir hastalık veya ilaç kullanımından kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırılabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Yaşlanmaya Bağlı Kemik Erimesi Nasıl Tedavi Edilir?</h2>



<p>Tedavinin amacı yalnızca kemik yoğunluğunu artırmak değil, kırık riskini azaltmak ve kişinin hareketliliğini mümkün olduğunca korumaktır.</p>



<p>Tedavi planı kişinin yaşı, kemik yoğunluğu, daha önce kırık geçirip geçirmediği ve genel sağlık durumuna göre belirlenir. Bunlar nelerdir?</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Beslenmeye dikkat etmek</li>



<li>Kalsiyum ve D Vitamini seviyesini iyi tutma</li>



<li>Egzersiz</li>



<li>Gerektiğinde ilaç ve takviyelerden yararlanma</li>
</ul>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/yaslanmaya-bagli-kemik-erimesi/">Yaşlanmaya Bağlı Kemik Erimesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/yaslanmaya-bagli-kemik-erimesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Omurga Eğriliği Nasıl Düzelir</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/omurga-egriligi-nasil-duzelir/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/omurga-egriligi-nasil-duzelir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2026 09:03:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8799</guid>

					<description><![CDATA[<p>Omurga Eğriliği Nasıl Düzelir Omurga çeşitli nedenlerle öne arkaya, sağa, sola eğrilebilir. Bu durum doğumsal olabileceği gibi, ergenlik döneminde de ortaya çıkabilir. Ayrıca yetişkinlikte de omurganın yıpranmasıyla birlikte bu tür eğrilikler gündeme gelebilir. Omurganın sağa ya da sola eğrilmesi ve kendi içinde bir rotasyon yapması skolyoz olarak adlandırılır. Kifoz ise omurganın öne doğru eğrilmesidir. Yani kamburluk. Bir diğer omurga eğriliği ise lordozdur. Bu da bel bölgesinin içe doğru kavis almasıdır. Omurga Eğriliği Tipleri Omurga eğrilikleri sıklıkla omurganın eğrilme biçimine göre sınıflanır. Bu eğrilikler, idiyopatik (nedeni bilinmeyen), doğuştan (konjenital), nöromüsküler, dejeneratif (yaşa bağlı), travma ve enfeksiyon gibi nedenlerle ortaya çıkabilir. Omurga Eğriliklerinin Tedavisi Omurga eğriliklerinin tedavisi eğriliği tipine (skolyoz, kifoz, lordoz), derecesine, nedenine, hastanın yaşına ve şikayetlerine göre planlanır. Elimizdeki tedavi modaliteleri nelerdir? Takip Hafif eğriliklerde, özellikle büyüme çağındaki çocuklarda düzenli kontroller yeterli olabilir. Eğriliğin ilerleyip ilerlemediği belirli aralıklarla çekilen röntgenlerle değerlendirilir. Fizik tedavi ve egzersiz Uygun fizik tedavi ve egzersizlerle [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/omurga-egriligi-nasil-duzelir/">Omurga Eğriliği Nasıl Düzelir</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Omurga Eğriliği Nasıl Düzelir</h1>



<p>Omurga çeşitli nedenlerle öne arkaya, sağa, sola eğrilebilir. Bu durum doğumsal olabileceği gibi, ergenlik döneminde de ortaya çıkabilir. Ayrıca yetişkinlikte de omurganın yıpranmasıyla birlikte bu tür eğrilikler gündeme gelebilir.</p>



<p>Omurganın sağa ya da sola eğrilmesi ve kendi içinde bir rotasyon yapması skolyoz olarak adlandırılır. Kifoz ise omurganın öne doğru eğrilmesidir. Yani kamburluk. Bir diğer omurga eğriliği ise lordozdur. Bu da bel bölgesinin içe doğru kavis almasıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Omurga Eğriliği Tipleri</h2>



<p>Omurga eğrilikleri sıklıkla omurganın eğrilme biçimine göre sınıflanır.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Skolyoz: En sık görülen omurga deformitesidir. Omurga önden veya arkadan bakıldığında yana doğru eğik görülür. Aynı zamanda omurlar kendi ekseni etrafında dönebilir yani rotasyon yapar. Çocuklarda ve ergenlerde en yaygın türü idiyopatik skolyozdur.</li>



<li>Kifoz: Sırttaki doğal kamburluğun normalden fazla olmasıdır. Kişinin öne eğik, kambur bir görünümü olur. Ergenlik döneminde görülen Scheuermann kifozu, yaşa bağlı kemik erimesi veya kırıklar gibi farklı nedenlerle oluşabilen tipleri vardır. Bazı olgularda skolyoz ve kifoz birlikte görülebilir.</li>



<li>Lordoz: Omurga, vücudun iç kısmına doğru eğrilir. Böylece bel bölgesinde içe doğru kavis normalden fazla artar. Bel çukurunun belirginleşir. Doğuştan, duruş bozukluğuna bağlı veya bazı nöromüsküler hastalıklara bağlı gelişebilir. Diğerlerine göre daha nadir görülür.</li>
</ul>



<p>Bu eğrilikler, idiyopatik (nedeni bilinmeyen), doğuştan (konjenital), nöromüsküler, dejeneratif (yaşa bağlı), travma ve enfeksiyon gibi nedenlerle ortaya çıkabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Omurga Eğriliklerinin Tedavisi</h2>



<p>Omurga eğriliklerinin tedavisi eğriliği tipine (skolyoz, kifoz, lordoz), derecesine, nedenine, hastanın yaşına ve şikayetlerine göre planlanır. Elimizdeki tedavi modaliteleri nelerdir?</p>



<h3 class="wp-block-heading">Takip</h3>



<p>Hafif eğriliklerde, özellikle büyüme çağındaki çocuklarda düzenli kontroller yeterli olabilir. Eğriliğin ilerleyip ilerlemediği belirli aralıklarla çekilen röntgenlerle değerlendirilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Fizik tedavi ve egzersiz</h3>



<p>Uygun fizik tedavi ve egzersizlerle duruş bozukluklarının düzeltilmesi, omurga çevresi kaslarının güçlendirilmesi, esneklik ve dengenin artması hedeflenir. Özellikle hafif-orta dereceli kifoz ve lordozda, ayrıca bazı skolyoz hastalarında düşünülebilir. Skolyoza özel egzersiz yöntemleri (Schroth yöntemi gibi) uygun hastalarda kullanılabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"> Korse tedavisi</h3>



<p>Daha çok skolyozda uygulanır. Büyümesi devam eden çocuk ve ergenlerdeki orta dereceli skolyozda düşünülür. Amaç mevcut eğriliği tamamen düzeltmek değil, ilerlemesini önlemektir. Bazı kifoz tiplerinde ve uygun hastalarda da korse gündeme gelebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">İlaç tedavisi</h3>



<p>Yetişkinlerde görülen omurga eğriliklerinde ağrıyı azaltmak ve hareketliliği artırmak için kullanılabilir. Enjeksiyon uygulamaları düşünülebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Cerrahi</h3>



<p>Omurga eğriliğinin nihai tedavisidir. Metal vida ve çubuklarla füzyon yapılabilir. Omurlar birbirine kaynatılarak düz bir hale getirebilir. Füzyonsuz cerrahi ile de iple gerdirme yöntemiyle özellikle büyümesi devam eden çocukların tedavisi yapılabilir. Füzyonsuz cerrahi daha çok skolyoz tedavisinde uygulanmakla birlikte kifoz tedavisinde de gündeme gelebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Omurga Eğriliği Nasıl Düzelir Sık Sorulan Sorular</h2>



<p>Omurga eğriliği bir deformitedir. Düzeltilmesi düşünülebilir. Eğriliğin derecesi ve hastanın yaşına göre omurgadaki eğriliği düzeltmek gerekir. Peki, hastaların en sık sordukları sorular nelerdir?</p>



<h3 class="wp-block-heading">Omurga eğriliği tamamen düzelir mi?</h3>



<p>Omurga eğriliğinin tamamen düzelip düzelemeyeceği; eğriliğin türüne, derecesine, hastanın yaşına ve omurganın esnekliğine bağlıdır. Hafif omurga eğriliklerinde amaç genellikle eğriliğin ilerlemesini önlemek ve mevcut durumu korumaktır. İleri dereceli skolyoz, kifoz veya diğer omurga deformitelerinde ise cerrahi tedavi ile eğrilikte önemli ölçüde düzelme sağlanabilir. Ancak her hastada omurganın tamamen düz hale getirilmesi gerekli veya mümkün olmayabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Omurga eğriliği egzersizle düzelir mi?</h3>



<p>Egzersizin yapısal bir omurga eğriliğini tek başına tamamen düzeltmesi mümkün değildir. Egzersiz, omurga eğriliğinin tedavisinde özellikle duruşun, kas gücünün, esnekliğin ve fonksiyonun geliştirilmesine yardımcı olabilir. Skolyoza özgü egzersiz programları bazı hastalarda tedavinin bir parçası olarak uygulanabilir. Egzersiz programı eğriliğin tipine ve hastanın ihtiyaçlarına göre planlanmalıdır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Omurga eğriliği kaç derece olursa tedavi gerekir?</h3>



<p>Skolyozda omurga eğriliğinin derecesi Cobb açısı ile ölçülür. 10 derecenin üzerindeki eğrilikler skolyoz olarak kabul edilir. Tedavi yaklaşımı ise eğriliğin derecesinin yanı sıra hastanın yaşı, büyüme potansiyeli ve eğriliğin ilerleme riskine göre belirlenir. Genel olarak 10–20 derece arasındaki hafif eğrilikler takip edilebilir ve egzersiz programları önerilebilir. 20–40 derece arasındaki eğriliklerde, özellikle büyümesi devam eden çocuk ve ergenlerde korse tedavisi gündeme gelebilir. 40–50 dereceyi aşan ve ilerlemeye devam eden eğriliklerde ise cerrahi tedavi değerlendirilebilir. Bu sınırlar kesin değildir; tedavi kararı her hasta için bireysel olarak verilmelidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Omurga eğriliğinde korse ne zaman kullanılır?</h3>



<p>Korse tedavisi özellikle büyümesi devam eden çocuklarda kullanılır. Korsenin temel amacı mevcut eğriliği tamamen düzeltmekten çok, büyüme sürecinde eğriliğin ilerlemesini önlemek veya yavaşlatmaktır. Korse kullanım süresi ve günlük kullanım saati hastanın yaşı, büyüme potansiyeli ve eğriliğin derecesine göre belirlenir. Kullanımda istikrar çok önemlidir. Korseden yarar görmek için korse kullanımını ihmal etmemek kritiktir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Omurga eğriliği ilerler mi?</h3>



<p>Bazı omurga eğrilikleri zaman içerisinde ilerleyebilir. Özellikle büyüme çağındaki çocuk ve ergenlerde hızlı büyüme dönemleri skolyozun ilerlemesi açısından önemlidir. Yetişkinlerde ise dejeneratif değişiklikler nedeniyle omurga eğriliğinde zamanla artış görülebilir. Bu nedenle omurga eğriliği tanısı alan hastaların gerekli durumlarda düzenli olarak takip edilmesi önemlidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Omurga eğriliği ameliyatsız tedavi edilebilir mi?</h3>



<p>Evet. Her omurga eğriliği ameliyat gerektirmez. Hafif ve orta dereceli bazı eğriliklerde takip, fizik tedavi, kişiye özel egzersizler ve uygun hastalarda korse tedavisi uygulanabilir. Ameliyatsız tedavinin amacı eğriliğin ilerlemesini kontrol etmek, kas ve postür dengesini desteklemek, ağrıyı azaltmak ve günlük yaşam fonksiyonlarını korumaktır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Omurga eğriliği ne zaman ameliyat gerektirir?</h3>



<p>Omurga eğriliği ameliyatı; eğriliğin ileri derecede olması, zaman içinde ilerlemesi, omurga dengesinin bozulması veya hastanın günlük yaşamını önemli ölçüde etkilemesi gibi durumlarda değerlendirilebilir. Bazı hastalarda şiddetli ağrı, sinir basısına bağlı nörolojik belirtiler veya ileri deformitelerde solunum fonksiyonlarının etkilenmesi de cerrahi tedavi kararında rol oynayabilir. Ameliyat kararı hastaya özel olarak verilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Omurga eğriliği tedavi edilmezse ne olur?</h3>



<p>Tedavi edilmeyen omurga eğriliğinin seyri hastadan hastaya değişir. Hafif eğrilikler uzun yıllar önemli bir probleme yol açmadan kalabilirken, ilerleyici eğrilikler zamanla daha belirgin hale gelebilir. İleri vakalarda ağrı, postür bozukluğu, hareket kısıtlılığı ve günlük yaşam aktivitelerinde güçlük görülebilir. Çok ileri omurga deformitelerinde solunum fonksiyonları da etkilenebilir. Bu nedenle ilerleme riski bulunan omurga eğriliklerinin düzenli takip edilmesi önemlidir.</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/omurga-egriligi-nasil-duzelir/">Omurga Eğriliği Nasıl Düzelir</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/omurga-egriligi-nasil-duzelir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz Mevsiminde Diz Yaralanmaları</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/yaz-mevsiminde-diz-yaralanmalari/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/yaz-mevsiminde-diz-yaralanmalari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 08:45:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8791</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz Mevsiminde Diz Yaralanmaları: Riskler ve Korunma Yolları Diz, en sık sakatlanan eklemdir. Düşmeler, çarpmalar, spor yaralanmaları dizde ağrı, şişlik, hareket güçlüğü gibi rahatsızlıklara yol açar. Bu şikayetler bazen istirahat ile kendiliğinden geçer. Bazense tedavi edilmesi gerekir. Peki, yaz aylarında en sık hangi diz yaralanmaları görülür? Riskler nasıl azaltılır? Yaz aylarında açık hava aktivitelerinin artmasıyla birlikte diz yaralanmaları da daha sık görülür. Yüzme, koşu, bisiklet, trekking, futbol, tenis ve plaj sporları gibi aktiviteler fiziksel sağlığa katkı sağlarken, uygun önlemler alınmadığında diz ekleminde çeşitli yaralanmalara yol açabilir. Özellikle uzun süre hareketsiz kaldıktan sonra ani ve yoğun egzersizlere başlanması, diz sağlığını olumsuz etkileyebilir. Diz, vücudun en büyük ve en karmaşık eklemlerinden biridir. Menisküsler, bağlar, kıkırdak dokular ve kaslar birlikte çalışarak dizin hareket etmesini sağlar. Yaz döneminde en sık görülen diz yaralanmaları arasında menisküs yırtıkları, ön çapraz bağ yaralanmaları, diz çevresindeki tendonların zorlanması ve kıkırdak hasarları yer alır. Ani yön değiştirme gerektiren sporlar, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/yaz-mevsiminde-diz-yaralanmalari/">Yaz Mevsiminde Diz Yaralanmaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Yaz Mevsiminde Diz Yaralanmaları: Riskler ve Korunma Yolları</h1>



<p><strong><em>Diz, en sık sakatlanan eklemdir. Düşmeler, çarpmalar, spor yaralanmaları dizde ağrı, şişlik, hareket güçlüğü gibi rahatsızlıklara yol açar. Bu şikayetler bazen istirahat ile kendiliğinden geçer. Bazense tedavi edilmesi gerekir. Peki, yaz aylarında en sık hangi diz yaralanmaları görülür? Riskler nasıl azaltılır?</em></strong></p>



<p>Yaz aylarında açık hava aktivitelerinin artmasıyla birlikte diz yaralanmaları da daha sık görülür. Yüzme, koşu, bisiklet, trekking, futbol, tenis ve plaj sporları gibi aktiviteler fiziksel sağlığa katkı sağlarken, uygun önlemler alınmadığında diz ekleminde çeşitli yaralanmalara yol açabilir. Özellikle uzun süre hareketsiz kaldıktan sonra ani ve yoğun egzersizlere başlanması, diz sağlığını olumsuz etkileyebilir.</p>



<p>Diz, vücudun en büyük ve en karmaşık eklemlerinden biridir. Menisküsler, bağlar, kıkırdak dokular ve kaslar birlikte çalışarak dizin hareket etmesini sağlar. Yaz döneminde en sık görülen diz yaralanmaları arasında menisküs yırtıkları, ön çapraz bağ yaralanmaları, diz çevresindeki tendonların zorlanması ve kıkırdak hasarları yer alır. Ani yön değiştirme gerektiren sporlar, zıplama hareketleri ve düşmeler bu yaralanmaların başlıca nedenleri arasındadır.</p>



<p>Sıcak hava koşulları da yaralanma riskini artırabilir. Yetersiz sıvı tüketimi kas yorgunluğuna ve performans kaybına neden olarak diz eklemine binen yükü artırabilir. Ayrıca uygun olmayan spor ayakkabıları kullanmak veya sert zeminlerde uzun süre egzersiz yapmak da diz ağrısı ve yaralanmalarına zemin hazırlayabilir.</p>



<p>Yaz mevsiminde diz yaralanmalarından korunmak için egzersiz öncesinde ısınma hareketleri yapmak büyük önem taşır. Diz çevresindeki kasları güçlendiren düzenli egzersizler ekleme destek sağlar. Spor sırasında uygun ekipman kullanılması, aktivite yoğunluğunun kademeli olarak artırılması ve yeterli sıvı tüketimi de koruyucu önlemler arasında yer alır.</p>



<p>Aktivite sırasında ani şişlik, kilitlenme hissi, hareket kısıtlılığı veya şiddetli ağrı gelişmesi durumunda bir ortopedi ve travmatoloji uzmanına başvurulmalıdır. Erken tanı ve tedavi, diz fonksiyonlarının korunmasına ve kişinin günlük yaşamına daha hızlı dönmesine yardımcı olabilir.</p>



<p>Yaz aylarında aktif bir yaşam sürerken diz sağlığını korumak, hem spor performansını artırır hem de uzun vadeli eklem problemlerinin önüne geçebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Yaz Aylarında En Sık Görülen Diz Yaralanmaları</h2>



<p>Yaz aylarında en sık görülen diz yaralanmaları menisküs yırtıkları, ön çapraz bağ yaralanmaları, patellar tendinit ve diz burkulmalarıdır. Yazın en sık görülen diz yaralanmaları şöyledir;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Menisküs yırtıkları</li>



<li>Ön çapraz bağ (acl) yaralanmaları</li>



<li>Patellar tendinit</li>



<li>İliotibial bant sendromu</li>



<li>Kıkırdak yaralanmaları</li>



<li>Diz burkulmaları ve bağ zorlanmaları</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Yaz Aylarında Diz Yaralanmalarını Önlemek İçin Öneriler</h2>



<ul class="wp-block-list">
<li>Egzersiz öncesinde mutlaka ısınma yapın. Soğuk kaslarla spora başlamak yaralanma riskini artırır.</li>



<li>Aktivite yoğunluğunu kademeli artırın. Özellikle kış boyunca daha az aktif olan kişiler aniden yoğun spora başlamamalıdır.</li>



<li>Diz çevresindeki kasları güçlendirin. Güçlü quadriceps, hamstring ve kalça kasları diz eklemine destek sağlar.</li>



<li>Uygun spor ayakkabısı kullanın. Yapılan spora ve zemine uygun ayakkabılar diz üzerine binen yükü azaltır.</li>



<li>Yeterli sıvı tüketin. Sıcak havalarda sıvı kaybı kas yorgunluğunu artırarak yaralanmalara zemin hazırlayabilir.</li>



<li>Vücudunuzu dinleyin. Ağrıya rağmen egzersize devam etmek küçük sorunların ciddi yaralanmalara dönüşmesine neden olabilir.</li>



<li>Esneme hareketlerini ihmal etmeyin. Egzersiz sonrası esneme, kas ve tendonların esnekliğini korumaya yardımcı olur.</li>



<li>Fazla kilolardan kaçının. Her ekstra kilogram diz eklemi üzerindeki yükü artırır.</li>
</ul>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/yaz-mevsiminde-diz-yaralanmalari/">Yaz Mevsiminde Diz Yaralanmaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/yaz-mevsiminde-diz-yaralanmalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazın Spor Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/yazin-spor-yaparken-dikkat-edilmesi-gerekenler/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/yazin-spor-yaparken-dikkat-edilmesi-gerekenler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 08:42:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8789</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazın Spor Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler Spor yapmak yılın her zamanı mümkün… Önemli olan doğru ortamda, doğru bir yaklaşımla spor yapmak. Yaz aylarında spor yapmak ise adeta bir ince ayar gerektirir. Sıcak havalarda dahi spor rutinini aksatmak istemeyen kişiler için bazı öneriler. Yazın spor yaparken dikkat edilmesi gerekenler nedir? Yaz aylarında spor yapmak, fiziksel kondisyonu korumak ve genel sağlığı desteklemek için oldukça faydalıdır. Ancak yüksek sıcaklık ve nem oranı, egzersiz sırasında vücudu zorlayabilir. Bu nedenle yazın spor yaparken dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi sahibi olmak, hem performansı artırmak hem de sağlık sorunlarının önüne geçmek açısından önemlidir. Sıvı Tüketimine Özen Gösterin Yaz aylarında terleme ile birlikte vücut daha fazla sıvı kaybeder. Egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında yeterli miktarda su tüketmek dehidrasyon riskini azaltır. Susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su içmek, vücudun sıvı dengesinin korunmasına yardımcı olur. Spor Saatlerini Doğru Seçin Günün en sıcak saatleri olan 11.00 ile 16.00 arasında açık havada spor [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/yazin-spor-yaparken-dikkat-edilmesi-gerekenler/">Yazın Spor Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Yazın Spor Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler</h1>



<p><strong><em>Spor yapmak yılın her zamanı mümkün… Önemli olan doğru ortamda, doğru bir yaklaşımla spor yapmak. Yaz aylarında spor yapmak ise adeta bir ince ayar gerektirir. Sıcak havalarda dahi spor rutinini aksatmak istemeyen kişiler için bazı öneriler.</em></strong> Yazın spor yaparken dikkat edilmesi gerekenler nedir?</p>



<p>Yaz aylarında spor yapmak, fiziksel kondisyonu korumak ve genel sağlığı desteklemek için oldukça faydalıdır. Ancak yüksek sıcaklık ve nem oranı, egzersiz sırasında vücudu zorlayabilir. Bu nedenle yazın spor yaparken dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi sahibi olmak, hem performansı artırmak hem de sağlık sorunlarının önüne geçmek açısından önemlidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sıvı Tüketimine Özen Gösterin</h2>



<p>Yaz aylarında terleme ile birlikte vücut daha fazla sıvı kaybeder. Egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında yeterli miktarda su tüketmek dehidrasyon riskini azaltır. Susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su içmek, vücudun sıvı dengesinin korunmasına yardımcı olur.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Spor Saatlerini Doğru Seçin</h2>



<p>Günün en sıcak saatleri olan 11.00 ile 16.00 arasında açık havada spor yapmaktan kaçınılmalıdır. Daha serin olan sabah erken saatler veya akşam saatleri tercih edilmelidir. Bu sayede güneşin zararlı etkilerine maruz kalma riski azalırken egzersiz daha konforlu hale gelir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Uygun Kıyafetler Tercih Edin</h2>



<p>Yazın spor yaparken hafif, nefes alabilen ve teri dışarı atan kumaşlardan üretilen kıyafetler tercih edilmelidir. Açık renkli spor kıyafetleri güneş ışınlarını daha az çekerek vücut sıcaklığının dengelenmesine katkı sağlar.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Güneşten Korunmayı İhmal Etmeyin</h2>



<p>Açık havada spor yapan kişilerin güneş koruyucu ürün kullanması önemlidir. Güneş gözlüğü ve şapka gibi koruyucu ekipmanlar da güneşin zararlı UV ışınlarına karşı ek koruma sağlayabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Vücudunuzu Dinleyin</h2>



<p>Aşırı yorgunluk, baş dönmesi, mide bulantısı veya çarpıntı gibi belirtiler sıcak çarpmasının habercisi olabilir. Bu belirtiler ortaya çıktığında egzersize ara verilmeli, serin bir ortama geçilmeli ve sıvı tüketilmelidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Beslenmeye Dikkat Edin</h2>



<p>Yaz aylarında ağır ve yağlı yiyecekler yerine daha hafif öğünler tercih edilmelidir. Spor öncesinde ve sonrasında yeterli protein, karbonhidrat ve sıvı alımı performansın korunmasına ve kasların toparlanmasına destek olur.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Klimalı Ortamlarda Spor Yapmayı Tercih Edin</h2>



<p>Yaz aylarında yüksek sıcaklık ve nem, egzersiz performansını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle mümkün olduğunca klimalı spor salonlarında antrenman yapmak tercih edilebilir. Uygun sıcaklıkta tutulan spor salonları, aşırı terleme ve sıcak çarpması riskini azaltırken daha konforlu bir egzersiz deneyimi sunar.</p>



<p>Öte yandan dikkatli olmakta da fayda var. Yoğun terleme sonrasında doğrudan klima akımına maruz kalmak kas tutulmalarına, boğaz tahrişine ve üst solunum yolu enfeksiyonlarına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle egzersiz sırasında ve sonrasında terli kıyafetlerin değiştirilmesi, klima üfleyen noktalarda uzun süre kalınmaması ve ortam sıcaklığının aşırı düşük tutulmaması gerekir.</p>



<p>Sonuç olarak, yazın spor yaparken dikkat edilmesi gerekenler arasında yeterli sıvı tüketimi, doğru zamanlama, uygun kıyafet seçimi, serinletilmiş kapalı alan tercihi ve güneşten korunma ön plana çıkar. Bu basit önlemler sayesinde sıcak havalarda da güvenli ve verimli bir şekilde spor yapmak mümkündür.</p>



<p></p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/yazin-spor-yaparken-dikkat-edilmesi-gerekenler/">Yazın Spor Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/yazin-spor-yaparken-dikkat-edilmesi-gerekenler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamstring Yırtığı</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/hamstring-yirtigi/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/hamstring-yirtigi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 08:59:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8761</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hamstring Yırtığı Hamstring, uyluğun arka tarafında yer alır ve bacak hareketlerinde büyük rol oynar. Kalça ve diz hareketlerinde görev alır. Hamstring kası, özellikle diz ekleminin bükülmesine katkı sağlar. Spor müsabakası esnasında koşma ve zıplama gibi temel hareketlerin rahatlıkla yapılabilmesini olanaklı kılar. Yalnızca spor değil günlük yaşamın en basit hareketlerinden olan yürümeyi de daha rahat, akıcı halde tutar. Hamstring kası çeşitli nedenlerle gerilebilir, zorlanabilir ve nihayetinde yaralanabilir. Özellikle ani hareket, kayma, ağır kaldırma gibi durumlar bu kası ciddi anlamda zorlayabilir. Spor öncesi kasın yeterince ısınmaması, ani hızlanmalar, ani durma, ani yön değiştirme, daha önce hamstring sorunu yaşamak hamstring yırtılmalarına zemin hazırlayabilir. Bazı spor branşlarında bu durum daha sık görülebilir. Futbol, tenis, atletizm ve basketbol bunlar arasında yer alır. Günümüzün elit futbolcularından biri olan Dembele ve ünlü koşulu Usain Bolt hamstring sakatılığı geçiren binlerce sporcudan sadece ikisidir. Tanıda ise röntgen ve MR’dan yararlanılır. Hamstring Yırtığı Belirtileri Yırtığın derecesine göre belirtilerin şiddetinde ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/hamstring-yirtigi/">Hamstring Yırtığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Hamstring Yırtığı</h1>



<p>Hamstring, uyluğun arka tarafında yer alır ve bacak hareketlerinde büyük rol oynar. Kalça ve diz hareketlerinde görev alır. Hamstring kası, özellikle diz ekleminin bükülmesine katkı sağlar. Spor müsabakası esnasında koşma ve zıplama gibi temel hareketlerin rahatlıkla yapılabilmesini olanaklı kılar. Yalnızca spor değil günlük yaşamın en basit hareketlerinden olan yürümeyi de daha rahat, akıcı halde tutar.</p>



<p>Hamstring kası çeşitli nedenlerle gerilebilir, zorlanabilir ve nihayetinde yaralanabilir. Özellikle ani hareket, kayma, ağır kaldırma gibi durumlar bu kası ciddi anlamda zorlayabilir. Spor öncesi kasın yeterince ısınmaması, ani hızlanmalar, ani durma, ani yön değiştirme, daha önce hamstring sorunu yaşamak hamstring yırtılmalarına zemin hazırlayabilir. Bazı spor branşlarında bu durum daha sık görülebilir. Futbol, tenis, atletizm ve basketbol bunlar arasında yer alır. Günümüzün elit futbolcularından biri olan Dembele ve ünlü koşulu Usain Bolt hamstring sakatılığı geçiren binlerce sporcudan sadece ikisidir.</p>



<p>Tanıda ise röntgen ve MR’dan yararlanılır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Hamstring Yırtığı Belirtileri</h2>



<p>Yırtığın derecesine göre belirtilerin şiddetinde ve çeşitliliğinde farklar olabilir. Nedir, en sık rastladığımız belirtiler?</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Gerginlik ve hassasiyet (hafif olgularda)</li>



<li>Uyluğun arka kısmında ani ve keskin ağrı</li>



<li>Kasın içinde “kopma” hissi</li>



<li>Yürürken zorlanma (şiddetli olgularda)</li>



<li>Morarma ve şişlik</li>



<li>Dizi bükmede güçlük</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Hamstring Yırtığı Dereceleri</h2>



<p>Hamstring yırtıkları üç farklı derecede görülebilir. Hafif bir yırtık söz konusu olabilir. Yani kaslarda sadece zorlanma vardır. Orta şiddetteki olgularda kaslarda kısmi yırtık vardır. Burada hastanın ağrısı olur, güç kaybı da belirgindir. Grade 3 olarak da tarif edilebilecek tam yırtıklar ise ciddi olgulardır. Kas tamamen kopmuştur. Kişinin şiddetli ağrısı vardır. Ciddi fonksiyon kaybı mevcuttur.</p>



<p><em>Hamstring sakatlığından korunmak için düzenli esneme, doğru ısınma ve kas dengesini koruyan antrenmanlar vazgeçilmezdir. Güçlü ve esnek bir hamstring, hem performansı artırır hem de tekrar sakatlanma olasılığını azaltır.</em></p>



<h2 class="wp-block-heading">Hamstring Tedavisi</h2>



<p>Hamstring yırtıklarının çok büyük bir bölümü evde dinlenme, soğuk uygulama, bandaj kullanımı gibi basit uygulamalarla giderilebilir. Bazen ağrı kesici ilaçlara ve kas gevşeticilere de ihtiyaç duyulabilir. Fizik tedavi, güçlenme ve esneklik kazanma egzersizleri gündeme alınır. Ancak bazı olgularda özellikle tam kopmalarda veya tendonun kemikten ayrıldığı durumlarda cerrahi gerekebilir.</p>



<p>Hamstring yırtığı ameliyatı kopmuş olan kasın/tendonun kemiğe ya da kasın sağlam kısmında cerrahi dikişlerle yeniden bağlanmasını içerir. Özellikle genç hastalarda, sporcularda, fiziksel olarak aktif bir yaşam sürenlerde mutlaka cerrahi müdahale düşünülür ve fonksiyonun geri kazanılması amaçlanır. Ameliyat sonrası fizik tedavi gerekebilir.</p>



<p>Hamstring kası yırtıkları birçok etli sporcuyu etkilemiştir. Bunlardan bazıları minör olgular bazıları majördür. Örneğin, halen aktif futbolculuk kariyeri devam eden Dembele tekrarlayan hamstring problemleri nedeniyle ameliyat olmuştur. Usain Bolt’da yine yarışma esnasında hamstring yırtığı yaşamıştır.</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/hamstring-yirtigi/">Hamstring Yırtığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/hamstring-yirtigi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menisküs Yırtığı Tamiri</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/meniskus-yirtigi-tamiri/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/meniskus-yirtigi-tamiri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 07:10:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8759</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menisküs Yırtığı Tamiri Menisküs yırtığı ameliyatı ortopedide en sık uygulanan prosedürlerden biridir. Bu ameliyatların çok büyük bir kısmı yırtılan meniküsün dizden tamamen çıkarılmasını (menisektomi) içerir. Bazı uygun vakalarda ise menisküsün tamir edilmesi düşünülebilir. Günümüzde tıbbın evrildiği noktalardan biri de hasta bir organı, dokuyu tamamen alıp çıkarmak değil, onu mümkün olduğunca korumak, olduğu yerde muhafaza etmek, iyileştirmek ve kişinin o dokudan/organdan halen yararlanabilmesini sağlamaktır. Menisküs yırtığı tedavisinde de özellikle gelişen yöntemler ve yapılan çalışmalar sayesinde bakış açısı bu noktaya doğru ilerledi. Bazı çalışmalar menisküs dokusunun korunması ile ilerde kireçlenme riskinin azalabileceğini paylaştı.&#160; Ancak tüm menisküs yırtıklarının tamiri mümkün değil. Uygun vakanın seçilmesi şart… Menisküs Yırtığı Dikilebilir mi? Evet. Menisküs yırtığı dikilebilir hasta yaşamına sağlıkla devam edebilir. Burada önemli olan uygun hastanın seçilmesidir. Yırtığın özellikleri, hastanın yaşı, aktivite durumu ve beklentileri menisküs yırtığının tamir edilmesi için ilk değerlendirilmesi gereken kriterlerdir. Uygun hastalarda menisküs yırtığı dikilir, anatomik bütünlük sağlanır, fonksiyon yeniden kazandırılır. Nihayetinde [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/meniskus-yirtigi-tamiri/">Menisküs Yırtığı Tamiri</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Menisküs Yırtığı Tamiri</h1>



<p>Menisküs yırtığı ameliyatı ortopedide en sık uygulanan prosedürlerden biridir. Bu ameliyatların çok büyük bir kısmı yırtılan meniküsün dizden tamamen çıkarılmasını (menisektomi) içerir. Bazı uygun vakalarda ise menisküsün tamir edilmesi düşünülebilir.</p>



<p>Günümüzde tıbbın evrildiği noktalardan biri de hasta bir organı, dokuyu tamamen alıp çıkarmak değil, onu mümkün olduğunca korumak, olduğu yerde muhafaza etmek, iyileştirmek ve kişinin o dokudan/organdan halen yararlanabilmesini sağlamaktır. Menisküs yırtığı tedavisinde de özellikle gelişen yöntemler ve yapılan çalışmalar sayesinde bakış açısı bu noktaya doğru ilerledi. Bazı çalışmalar menisküs dokusunun korunması ile ilerde kireçlenme riskinin azalabileceğini paylaştı.&nbsp;</p>



<p>Ancak tüm menisküs yırtıklarının tamiri mümkün değil. Uygun vakanın seçilmesi şart…</p>



<h2 class="wp-block-heading">Menisküs Yırtığı Dikilebilir mi?</h2>



<p>Evet. Menisküs yırtığı dikilebilir hasta yaşamına sağlıkla devam edebilir. Burada önemli olan uygun hastanın seçilmesidir. Yırtığın özellikleri, hastanın yaşı, aktivite durumu ve beklentileri menisküs yırtığının tamir edilmesi için ilk değerlendirilmesi gereken kriterlerdir.</p>



<p>Uygun hastalarda menisküs yırtığı dikilir, anatomik bütünlük sağlanır, fonksiyon yeniden kazandırılır. Nihayetinde dizin doğal yapısı korunur. Bu uzun vadeli bir yatırımdır, özellikle de genç hastalarda.</p>



<p>Ameliyat artroskopik olarak yapılır. Yani ekleme küçük kesilerden ulaşılır. Yırtılmış menisküs dikişlerle veya bazen de implant ile bir araya getirilir. Yırtığın tipi burada ameliyatın hangi şekilde yapılacağını belirler.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Hangi Menisküs Yırtıkları Tamir Edilmeye Uygun Olabilir?</h2>



<p>Menisküs yırtığı tamirinden tatmin edici bir sonuç almak için hastanın çok iyi değerlendirilmesi gerekir. Yırtığın konumu, kanlanması, boyutu, şekli, tipi oldukça önemlidir. Hatanın aynı anda farklı bir diz problemi olup olmadığı da kritiktir (ön çapraz bağ kopması gibi). Yaş, fiziksel aktivite durumu, kök yırtık olup olmadığı önemli detaylardır. Peki, ilk bakışta hangi menisküs yırtıklarının tamir edilmeye uygun olduğu belirtmeye çalışalım:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>1-4 cm arası ebattaki yırtıklar</li>



<li>Kırmızı-kırmızı zon yırtıklar</li>



<li>Vertikal yırtıklar</li>



<li>40 yaş altı genç aktif hastalarda görülen yırtıklar</li>



<li>Profesyonel sporla uğraşan kişilerde görülen yırtıklar</li>



<li>Akut yırtıklar</li>



<li>Eş zamanlı ön çapraz bağ tamiri yapılan hastalar</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Menisküs Tamiri Ameliyatı</h2>



<p>Menisküs tamiri ameliyatlarının tamamı kapalı olarak yapılır. Yırtığı tipine göre tamirin şekli de değişir. Tamir içerden dışarı yapılabilir, dışardan içeri yapılabilir ya da hepsi içeride yapılabilir. En sık yapılan ameliyat tekniği içeriden dışarı onarımdır. İki kollu iğne ile eklemin içinden dışına doğru yırtılmış menisküs dikilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sonuç: Menisküs Tamiri</h2>



<p>Menisküs dokusunun korunması günümüzde artan bir trend ve hastaya uzun dönemli fayda sağladığı da bilimsel bir gerçek. Bu nedenle uygun hastalarda menisküsü tamamen çıkarmak yerine menisküsü tamir etmeyi mutlaka düşünmek gerekir. Farklı çalışmalar olmakla birlikte her 4 hastadan 1’inde menisküsün tamir edilme şansı olabilir.</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/meniskus-yirtigi-tamiri/">Menisküs Yırtığı Tamiri</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/meniskus-yirtigi-tamiri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda Kemik Erimesi</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/kadinlarda-kemik-erimesi-2/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/kadinlarda-kemik-erimesi-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:19:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8756</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınlarda Kemik Erimesi Kadınların en sık yaşadığı sağlık sorunlarından biri şüphesiz kemik erimesidir. Kadınlarda kemik erimesi özellikle menopoza girme ile başlar. Menopoza giriş yaşı geniş bir aralıktır. 45 ila 55 yaş arası olarak belirtilebilir. Bu yaş, toplumdan topluma da değişiklik gösterebilir. Menopoz burada gerçekten ciddi bir etkendir ve bu verilerle de gösterilmektedir. Öyle ki, bu döneme kadar kemik kütle kaybı binde 5 iken, menopoz ile birlikte yıllık yüzde 3 seviyesine kadar çıkar. Bazı kadınlarda zaman içinde kemik kütlenin neredeyse yüzde 25’ine kadar bir kayıp yaşanabilir. Menopozla birlikte kemiklerde erime başlayıp, direnç kaybı gündeme gelebilir. Sonuçta da basit bir düşme ile dahi kemiklerde farklı ölçüde kırıklar oluşabilir. Bu kırıklar omurgada olabileceği gibi diz ve kalça gibi eklemlerde de olabilir. Kemik Erimesi Nedir? Kemik erimesi yani osteoporoz, kemiklerin içinde yer alan kalsiyumun azalması yani kemiklerin adeta içinin boşalması ve bu haliyle de kemiklerin kırılmaya açık bir hal almasıdır. Daha çok kadınlarda görülür. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/kadinlarda-kemik-erimesi-2/">Kadınlarda Kemik Erimesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Kadınlarda Kemik Erimesi</h1>



<p>Kadınların en sık yaşadığı sağlık sorunlarından biri şüphesiz kemik erimesidir. Kadınlarda kemik erimesi özellikle menopoza girme ile başlar. Menopoza giriş yaşı geniş bir aralıktır. 45 ila 55 yaş arası olarak belirtilebilir. Bu yaş, toplumdan topluma da değişiklik gösterebilir. Menopoz burada gerçekten ciddi bir etkendir ve bu verilerle de gösterilmektedir. Öyle ki, bu döneme kadar kemik kütle kaybı binde 5 iken, menopoz ile birlikte yıllık yüzde 3 seviyesine kadar çıkar. Bazı kadınlarda zaman içinde kemik kütlenin neredeyse yüzde 25’ine kadar bir kayıp yaşanabilir.</p>



<p>Menopozla birlikte kemiklerde erime başlayıp, direnç kaybı gündeme gelebilir. Sonuçta da basit bir düşme ile dahi kemiklerde farklı ölçüde kırıklar oluşabilir. Bu kırıklar omurgada olabileceği gibi diz ve kalça gibi eklemlerde de olabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kemik Erimesi Nedir?</h2>



<p>Kemik erimesi yani osteoporoz, kemiklerin içinde yer alan kalsiyumun azalması yani kemiklerin adeta içinin boşalması ve bu haliyle de kemiklerin kırılmaya açık bir hal almasıdır. Daha çok kadınlarda görülür. Ancak erkeklerde de rastlamak mümkündür. Kemik yoğunluğu ölçümü testi ile kişide ne derece bir kemik kaybı olduğu kolaylıkla tespit edilebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kadınlarda Kemik Erimesi Tedavisi</h2>



<p>Kemik erimesi aslında erken yaşlardan itibaren yönetilmesi gereken bir olgudur. Zira kemik erimesi aslında yaşamın doğal bir sürecidir. Burada en önemli iki noktadan bahsedilebilir; ilki D vitamini, ikincisi ise egzersizlerdir. Kişi aslında D vitamini depolarını dolu tutup, egzersizle de eklemlerini esnek ve kaslarını güçlü tutarsa kemik erimesinden en az oranda etkilenebilir.</p>



<p>Kemik erimesinin en ciddi çıktısı ise kemik kırıklarıdır. Omurgada ya da eklemlerde kırıklar meydana gelebilir. Bu durumda uygun yaklaşım ile bu kırıkların tedavi edilmesi gerekir.</p>



<p>Omurga kırıklarında stabilizasyon gerekir. Eklemlerde meydana gelen kırıkların da yine sabitlenmesi gerekir. Daha ileri olgularda ise protez ihtiyacı gündeme gelebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kemik Erimesi Olanlar Ne Yapmalı?</h2>



<p>Peki, bir kadın kemik erimesi olabileceği konusunda uyarıldı ya da ilgili testler ile bu durum açıkça ortaya kondu. Ne yapılmalı? Bazı basit yaşam modifikasyonları ile daha hem kemik erimesinin yoğunluğunu azaltmak mümkün olabilir hem de kemik erimesinden daha az etkilenecek bir vücuda sahip olunabilir. Peki, bunlar nelerdir?</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>30-40 dakika tempolu yürüme, koşma</li>



<li>Süt ve süt ürünlerinin tüketimine özen gösterme</li>



<li>Sigara ve diğer tütün ürünlerini kullanmama</li>



<li>Tuzu kısıtlamak</li>



<li>Çay ve kahveyi azaltmak</li>



<li>Et tüketimini abartmamak</li>



<li>Doğal D vitamini kaynağı olarak güneşten yararlanma ve gerekirse hekim önerisiyle D vitamini takviyesi başlama</li>
</ul>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/kadinlarda-kemik-erimesi-2/">Kadınlarda Kemik Erimesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/kadinlarda-kemik-erimesi-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halluks Rigidus</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/halluks-rigidus/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/halluks-rigidus/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 07:36:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8721</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halluks Rigidus &#8211; Ayak Başparmağında Hareket Kısıtlılığı Halluks rigidus, ayak başparmağı tabanındaki eklemde (birinci metatarsofalangeal eklem) gelişen kireçlenme ve hareket kısıtlılığı ile karakterize bir ortopedik sorundur. Bu durumda özellikle başparmağın yukarı doğru kaldırılması zorlaşır ve zamanla eklem sertleşir. Bu olgunun temel nedeni ise ayak başparmağı eklemindeki kıkırdak yapının aşınmasıdır. Bununla birlikte geçirilmiş ayak travmaları, yoğun spor ve ayak yapısındaki bozukluklar da halluks rigidusa zemin hazırlayabilir. Nihayetinde kişide hareket güçlüğü ve ağrı gündeme gelir. Merdiven çıkmak, spor yapmak gibi hareketlerin yanında yürümek gibi basit eylemler sırasında dahi zorluk yaşanabilir. Günlük yaşamı olumsuz etkiler. Uygun bir planlamayla tedavi edilmesi gerekir. Fiziksel muayenenin ardından hastada bir halluks rigidus şüphesi varsa röntgen istenir. Kıkırdaklarda bir aşınma olup olmadığı incelenir. Tanıda netleştikten sonra tedavi düşünülür. Halluks Rigidus Neden Olur? Halluk rigidus farklı nedenlerle oluşabilir ve ayak başparmağında hareket kısıtlılığına yol açabilir. İlerleyen yaşla birlikte kişinin ayak başparmağımızda kısıtlılık ve kemik çıkıntıları olabilir. Kişi ayakkabı giymekte [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/halluks-rigidus/">Halluks Rigidus</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Halluks Rigidus &#8211; Ayak Başparmağında Hareket Kısıtlılığı</h1>



<p>Halluks rigidus, ayak başparmağı tabanındaki eklemde (birinci metatarsofalangeal eklem) gelişen kireçlenme ve hareket kısıtlılığı ile karakterize bir ortopedik sorundur. Bu durumda özellikle başparmağın yukarı doğru kaldırılması zorlaşır ve zamanla eklem sertleşir. Bu olgunun temel nedeni ise ayak başparmağı eklemindeki kıkırdak yapının aşınmasıdır. Bununla birlikte geçirilmiş ayak travmaları, yoğun spor ve ayak yapısındaki bozukluklar da halluks rigidusa zemin hazırlayabilir.</p>



<p>Nihayetinde kişide hareket güçlüğü ve ağrı gündeme gelir. Merdiven çıkmak, spor yapmak gibi hareketlerin yanında yürümek gibi basit eylemler sırasında dahi zorluk yaşanabilir. Günlük yaşamı olumsuz etkiler. Uygun bir planlamayla tedavi edilmesi gerekir.</p>



<p>Fiziksel muayenenin ardından hastada bir halluks rigidus şüphesi varsa röntgen istenir. Kıkırdaklarda bir aşınma olup olmadığı incelenir. Tanıda netleştikten sonra tedavi düşünülür.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Halluks Rigidus Neden Olur?</h2>



<p>Halluk rigidus farklı nedenlerle oluşabilir ve ayak başparmağında hareket kısıtlılığına yol açabilir. İlerleyen yaşla birlikte kişinin ayak başparmağımızda kısıtlılık ve kemik çıkıntıları olabilir. Kişi ayakkabı giymekte sorun yaşayabilir, ayakkabı ile yürümek güçlük yaratabilir. Nihayetinde kronikleşebilen ağrılarla mücadele etmek zorunda kalabilir. Peki, halluk rigidus neden olur?</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kıkırdak aşınması (Osreoartrit)</li>



<li>Romatizmal hastalıklar</li>



<li>Ayak parmağında kırık, travma, ciddi yaralanmalar</li>



<li>Uzun süre yanlış ayakkabı kullanımı</li>



<li>Gut hastalığı</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Halluks Rigidus Tedavisi</h2>



<p>Vücuttaki tüm eklemler düşünüldüğünde ayak başparmağı eklemi küçük ve kişiye çok fazla sorun çıkarmayan bir eklem olarak düşünülür. Aslında öyledir de… Ancak bazı spesifik rahatsızlıklar, tıpkı halluks rigidus gibi, kişinin yaşam kalitesini bozabilir. En temelde yürüme eylemini sekteye uğratabilir. Bu nedenle, halluks rigidusun tedavi edilmesi gerekir.</p>



<p>İlk aşamada özel ayakkabı tabanlığı yapımı ve/veya özel ayakkabı ile sorun giderilmeye çalışılır. Bu özellikle yaşlı hastalarda tercih edilebilir. Egzersizlerle ve fizik tedaviyle ayak bileğinin çevresindeki kasların esnetilmesiyle de hastaya yardımcı olunabilir.</p>



<p>Bazı hastalarda ise ameliyata ihtiyaç duyulur. Özellikle ilgili eklemin fazlasıyla kireçlendiği, fazla ağrının söz konusu olduğu, hareketliliğin ciddi etkilendiği ve nihayetinde günlük yaşamın sekteye uğradığı olgularda cerrahi gündeme gelir. Ameliyatla kemik çıkıntısı tıraşlanır, yumuşak dokular gevşetilir.</p>



<p>Bazı olgularda ise daha ileri cerrahilere ihtiyaç duyulabilir. İlgili eklem kıkırdağı temizlenir ve kemikler birbirine sabitlenir. Böylece ağrı tamamen yok edilir. Hastaya daha rahat bir şekilde yürüme imkanı sağlanır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sonuç</h2>



<p>Vücudumuz hareketliliği eklemler sayesinde mümkün olur ve her eklem parçası kireçlenme veya farklı sağlık sorunlarından muzdarip olabilir. Başparmak eklem kıkırdağı etkileyen halluks rigidus da bunlardan biridir ve günümüzde tedavisi mümkündür.</p>



<p>Tedavi edilmediğinde uyuşma, karıncalanma ve daha ileri olgularda sinir hasarı, şiddetli ağrı gibi tabloların söz konusu olabileceği unutulmamalıdır.</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/halluks-rigidus/">Halluks Rigidus</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/halluks-rigidus/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda Kemik Erimesi</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/kadinlarda-kemik-erimesi/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/kadinlarda-kemik-erimesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Dec 2024 10:53:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8592</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınlarda Kemik Erimesi Kemik erimesi (osteoporoz) yaş almayla birlikte ortaya çıkan bir durumdur. Kemik erimesi, vücuttaki kemiklerin eski dirayetini, kuvvetini kaybetmesini ifade eder. Bunun temel nedeni ise kemiklerdeki kalsiyumun azalmasıdır ve basit travmalar nedeniyle dahi kemiklerde, eklemlerde, omurgada kırık oluşumuna yol açabilir. Kemik erimesi kadınlarda daha sık görülür. Kadınlarda kemik erimesi özellikle menopoz dönemi ile birlikte olur. Yani ortalama 50 yaş ile birlikte kemik erimesi görülmeye başlar. Bu durumun nedeni ise östrojen seviyesindeki düşüştür. Bu nedenle özellikle kadınların 40’lı yaşlarla birlikte kemik yoğunluğu ölçümü testi yaptırması önerilir.  Böylece kişide bir kemik erimesi olup olmadığı ortaya çıkarılır. Bu doğrultuda önlem alınır. Zira hasta kemik erimesinin sonucunda meydana gelen bir kırık ile hekime başvurursa burada artık uygun yaklaşımla hastanın tedavi edilmesi gerekir. Çünkü kemik kırıkları kişide ciddi sorunlara yol açabilir. Hastanın hareket güçlüğü ve ağrısı olabilir. Ayrıca kırığın konumuna bağlı olarak farklı sorunlar da gündeme gelebilir. Örneğin, bir omurga kırığında hasta nefes [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/kadinlarda-kemik-erimesi/">Kadınlarda Kemik Erimesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Kadınlarda Kemik Erimesi</h1>



<p>Kemik erimesi (osteoporoz) yaş almayla birlikte ortaya çıkan bir durumdur. Kemik erimesi, vücuttaki kemiklerin eski dirayetini, kuvvetini kaybetmesini ifade eder. Bunun temel nedeni ise kemiklerdeki kalsiyumun azalmasıdır ve basit travmalar nedeniyle dahi kemiklerde, eklemlerde, omurgada kırık oluşumuna yol açabilir. Kemik erimesi kadınlarda daha sık görülür. Kadınlarda kemik erimesi özellikle menopoz dönemi ile birlikte olur. Yani ortalama 50 yaş ile birlikte kemik erimesi görülmeye başlar. Bu durumun nedeni ise östrojen seviyesindeki düşüştür. Bu nedenle özellikle kadınların 40’lı yaşlarla birlikte kemik yoğunluğu ölçümü testi yaptırması önerilir.  Böylece kişide bir kemik erimesi olup olmadığı ortaya çıkarılır. Bu doğrultuda önlem alınır. Zira hasta kemik erimesinin sonucunda meydana gelen bir kırık ile hekime başvurursa burada artık uygun yaklaşımla hastanın tedavi edilmesi gerekir. Çünkü kemik kırıkları kişide ciddi sorunlara yol açabilir. Hastanın hareket güçlüğü ve ağrısı olabilir. Ayrıca kırığın konumuna bağlı olarak farklı sorunlar da gündeme gelebilir. Örneğin, bir omurga kırığında hasta nefes almada güçlük çekme, boyda kısalma, omurgada kamburlaşma gibi problemlerle de karşı karşıya kalabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kemik Erimesi Nedir?</h2>



<p>Kemik erimesi en basit tanımıyla kemiklerin mukavemetinin azalması ve daha hassas, kırılgan, güçsüz bir hal almasıdır. Kemik erimesi kadında da erkekte de olur ve yaşlanma ile birlikte kemiklerin erime hızı artar. Kadınlarda kemik erimesi daha agresif boyutlarda olabilir. Öyle ki, menopoz öncesi her yıl yüzde 0,05 gibi bir kemik erimesi söz konusuyken, menopoz dönemine girme ile birlikte bu oran yüzde 2-3’e kadar yükselir. Önlem alınmazsa belli bir yaşa gelindiğinde kadınlar gençlik döneminde sahip oldukları tüm kemik kütlesinin neredeyse yüzde 25’ini kaybedebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kadınlarda Kemik Erimesi Tedavisi</h2>



<p>Aslında kemik erimesi bir hastalıktan ziyade vücudun yaşlanmasının çıktılarından biridir. Burada yapılması gereken ileri yaşta kemik erimesini en aza indirmek için genç yaşlardan itibaren sağlıklı ve aktif bir yaşam biçimini benimsemektir. Düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, sigara kullanmamak önemli avantajlardır. Ancak hastada kemik erimesi varlığı söz konusu ise ayrıca ağızdan alınan ilaçların kullanılması gerekebilir. Hastada kemik erimesinin sonucunda kırık da gelişmiş olabilir. Burada atel, alçı gibi uygulamalar düşünülebilir. Ciddi kırık olgularında cerrahi tedaviler gerekebilir. Kırılmış kemiğin vida ve çubuk yardımıyla stabilize edilmesine ihtiyaç duyulabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kemik Erimesini Engellemek İçin Alınabilecek Önlemler</h2>



<p>Kemik erimesinin tamamen önüne geçmek mümkün olmayabilir. Zira burada genetik kodlar da önemli bir bileşendir. Ancak sağlıklı bir yaşam biçimiyle riski azaltmak mümkündür. Peki, neler yapılabilir?</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Spor, egzersiz yapmak</li>



<li>Süt ve süt ürünleri tüketimine özen göstermek</li>



<li>Tütün ürünü kullanmamak</li>



<li>Tuz tüketimini sınırlamak</li>



<li>Aşırı protezin tüketiminden kaçınmak</li>



<li>D vitamini seviyesini yüksek tutmak, bu amaçla güneşten bol bol yararlanmak</li>
</ul>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/kadinlarda-kemik-erimesi/">Kadınlarda Kemik Erimesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/kadinlarda-kemik-erimesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Skolyoz Tedavisi</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/skolyoz-tedavisi/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/skolyoz-tedavisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Aug 2024 05:59:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8403</guid>

					<description><![CDATA[<p>Skolyoz Tedavisi Skolyoz tedavisi planı her hastanın kendi özel durumuna göre planlanır, uygulanır ve takip edilir. Omurganın sağa veya sola doğru eğriliği, kendi etrafında rotasyonu olan skolyoz günümüzde başarıyla tedavi edilebilen omurga deformitelerinden biridir. Daha sık çocukluk/ergenlik çağında görülen ve yine bu yaşlarda tedavi edilmesi gereken skolyoz için farklı tedavi yöntemleri mevcut. Skolyozun nihai tedavisi cerrahi olmakla birlikte eğriliğin derecesinin düşük olduğu olgularda cerrahiye gerek kalmadan korse gibi uygulamalarla hastalığı yönetmek mümkün. Skolyoz Tedavisi Kararı Verirken Dikkat Edilen Faktörler Skolyoz Tedavisi Seçenekleri Skolyoz tedavisinde hem hastalığın ilerlemesini yönetmek hem de nihai tedavi (cerrahi) için farklı seçenekler mevcut. Yaşı küçük ve/veya eğrilik derecesi düşük hastalarda cerrahi ile skolyozu düzeltmek yerine hastalığın seyrini yönetmek amaçlanır. Örneğin 6-7 yaşındaki bir skolyoz hastası çok sınırlı olgular hariç ameliyat edilmez. Bu durumda korse ya da manyetik rod sistemleri gibi tedavilere başvurulur. Ayrıca 20-25 derece gibi eğriliğin az olduğu olgularda da izlem düşünülebilir, bazı olgularda korse [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/skolyoz-tedavisi/">Skolyoz Tedavisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Skolyoz Tedavisi</h1>



<p>Skolyoz tedavisi planı her hastanın kendi özel durumuna göre planlanır, uygulanır ve takip edilir. Omurganın sağa veya sola doğru eğriliği, kendi etrafında rotasyonu olan skolyoz günümüzde başarıyla tedavi edilebilen omurga deformitelerinden biridir. Daha sık çocukluk/ergenlik çağında görülen ve yine bu yaşlarda tedavi edilmesi gereken <a href="https://drtunapehlivanoglu.com/skolyoz-tedavisi/">skolyoz</a> için farklı tedavi yöntemleri mevcut. Skolyozun nihai tedavisi cerrahi olmakla birlikte eğriliğin derecesinin düşük olduğu olgularda cerrahiye gerek kalmadan korse gibi uygulamalarla hastalığı yönetmek mümkün.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Skolyoz Tedavisi Kararı Verirken Dikkat Edilen Faktörler</h2>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Yaş:</strong> Hastanın yaşı tedavinin şekline karar verirken dikkat edilen en önemli bileşenlerden biridir. Zira 4 yaşındaki bir çocukta da 60 yaşındaki bir yetişkinde de skolyoz görülebilir. Doğal olarak bu iki hastaya uygulanan tedavi aynı olmaz. Büyümesini sürdüren omurgayla büyümesini tamamlamış omurgaya yapılan tedaviler farklı olacaktır.</li>



<li><strong>Açı:</strong> Skolyoz tedavisinde omurga eğriliğinin kaç derece olduğu yani eğriliğin açısı oldukça önemlidir. 20 derecelik bir eğrilik için takip yeterliyken 50 derecelik bir eğrilikte cerrahi müdahale değerlendirilecektir.</li>



<li><strong>Semptomlar:</strong> Çocuklarda görülen skolyoz semptom vermeyebilir. Ancak yetişkinlerde görülen dejeneratif skolyoz olarak tanımlanan olgularda hastanın ciddi şikayetleri olabilir. Bu hastalarda skolyoz tedavisi bu doğrultuda planlanır.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Skolyoz Tedavisi Seçenekleri</h2>



<p>Skolyoz tedavisinde hem hastalığın ilerlemesini yönetmek hem de nihai tedavi (cerrahi) için farklı seçenekler mevcut. Yaşı küçük ve/veya eğrilik derecesi düşük hastalarda cerrahi ile skolyozu düzeltmek yerine hastalığın seyrini yönetmek amaçlanır. Örneğin 6-7 yaşındaki bir skolyoz hastası çok sınırlı olgular hariç ameliyat edilmez. Bu durumda korse ya da manyetik rod sistemleri gibi tedavilere başvurulur. Ayrıca 20-25 derece gibi eğriliğin az olduğu olgularda da izlem düşünülebilir, bazı olgularda korse de değerlendirilebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">İzlem</h3>



<p>Her skolyoz tedaviye ihtiyaç duymaz. Omurganın her eğriliği de zaten skolyoz değildir. Örneğin 10 derecenin altında bir eğrilik skolyoz değil basit bir asimetridir. Takip, tedavi gerektirmez. Çoğu zaman da fark edilmez. Omurgadaki eğrilik 20-25 derecelere ulaştığında hastada artık belirgin bir omurga deformitesi var demektir. Ancak herhangi bir tedavi uygulamak yerine takip çoğu zaman yeterlidir. Eğriliğin derecesi artmadığı sürece çocuk yaşamına sağlıkla devam edebilir. Öte yandan yetişkin bir hastadan bahsediyorsak ve hastanın herhangi bir semptomu da yoksa eğriliğin derecesinden bağımsız olarak çoğu zaman yalnızca izlem yeterlidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Skolyoz Tedavisi için Korse</h3>



<p>Kişiye özel tasarlanan ve üretilen skolyoz korsesi neredeyse 40 dereceye kadarki omurga eğriliklerinde değerli bir seçenek olarak düşünülür. Ancak bilinmelidir ki korse eğri olan bir omurgayı düzeltmez. Skolyoz korsesinin kullanım amacı eğriliği kontrol altında tutmak, ilerlemesini önlemektir. Korse, bazı olgularda eğriliği azaltabilir, ilerlemesini yavaşlatabilir, bazı sınırlı olgularda ise eğriliğin derecesini bir nebze de olsa düşürebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Skolyoz Tedavisinde Kontrollü Büyüyen Manyetik Çubuklar</h3>



<p>Bir nevi korsenin omurgaya vücudun içinden sabitlenmiş halidir. Küçük yaşta olan ve henüz nihai tedavi uygulanamayacak çocuklarda skolyozu kontrol altında tutmak için uygulanır. Cerrahi bir uygulamadır, ameliyathanede genel anestezi altında yapılır. Çocuğun omurgasına yerleştirilen metal çubukları ve bu çubukları sabitlemek için eğri olan segmentin alt ve üst omurlarına takılan vidaları içerir. Bu çubukların en önemli özelliği vücut dışından kumanda ile uzatılabilmeleridir. Çocuk büyüdükçe bu çubuklar uzatılır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Skolyoz Ameliyatı: Füzyonlu Cerrahi</h3>



<p>Skolyozun nihai tedavisi cerrahidir. Skolyozun cerrahi tedavisinde geleneksel yaklaşım füzyondur. Bu işlem, omurlara yerleştirilen vidaları ve bu vidalara sabitlenmiş 2 adet metal çubuğu içerir. Ameliyatla birlikte eğri omurga düz bir hal alır. Füzyon ameliyatını uygulamak için çocuğun kemik gelişiminin tamamlanmış olması gerekir. Bu nedenle de çocuktan çocuğa değişmekle birlikte ameliyat için 15-16 yaşına kadar beklemek gerekebilir. Zira füzyon ile artık omurganın gelişimi noktalanmış olur.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Skolyoz Ameliyatı: Füzyonsuz Cerrahi</h3>



<p>Füzyonlu cerrahinin dezavantajlarını ortadan kaldırmak için füzyonsuz cerrahi geliştirilmiştir. <a href="https://drtunapehlivanoglu.com/ipli-skolyoz-ameliyati/">İpli skolyoz ameliyatı</a>, bantla gerdirme gibi isimlerle bilinen bu ameliyatta çocuğun omurgasına metal çubuk takılmaz, tüm omurlara vida takmak gerekmez. Ameliyat, eğri segmentin yalnızca başına ve sonuna takılan vidaları ve bu vidaların arasından geçirilen bir bandı içerir. Füzyonlu cerrahinin aksine omurga gelişimini kaybetmez, esnekliğini korur. Bu sayede ameliyat için çocuğun kemik yaşının beklenmesine de gerek kalmaz. Omurgaya takılan bu ip omurganın büyümesiyle birlikte gerilerek eğriliğin düzelmesini sağlar.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Dejeneratif Skolyozda Konservatif Yaklaşımlar</h3>



<p>Bahsettiğimiz gibi skolyoz yalnızca çocuklarda görülmez. Yetişkinlerde de olabilir. Yetişkinlerde görülen skolyozda tedavi prensibi çocuklarınkinden farklıdır. Yetişkinlerde amaç skolyozun semptomlarını ortadan kaldırmaktır. Füzyon ya da laminektomi gibi ameliyatlar buradaki son seçenekler olur. Öncesinde enjeksiyon uygulamaları, korse, egzersiz, fizik tedavi gibi daha konservatif yaklaşımlar düşünülür.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Skolyoz Tedavisi Hakkında Sık Sorulan Sorular</h2>



<p>Skolyoz tanısı alan hastaların, çocukların ve onların ebeveynlerinin aklında hastalık ve tedavisi ile ilgili birçok soru oluyor. Skolyoz tedavisine ilişkin en sık sorulan sorulara cevap verdik.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Skolyoz tedavisi var mı?</h3>



<p>Kesinlikle. Skolyoz tedavi edilebilen bir hastalıktır. Tedavide kullanılan farklı uygulamalar vardır. Her hastanın kendi özel durumuna göre en uygun tedavi planı oluşturulur ve uygulanır. Örneğin, büyümesi halen devam eden çocuklarda ipli skolyoz ameliyatı düşünülebilir. Bu tedavi ile çocuğun omurgası büyürken bir yandan da düzelir. Öte yandan kemik gelişimi tamamlanmış bir çocukta füzyon ameliyatı değerlendirilebilir. Yetişkin hastalarda ise cerrahiden önce hastanın ağrısını giderebilecek daha basit tedavi protokolleri takip edilebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Skolyoz tedavisi nedir?</h3>



<p>Skolyoz tedavisi, özellikle çocuklarda hastanın eğri olan omurgasını düzeltmeyi içerir. Burada hastanın yaşına ve eğriliğin derecesine göre uygun tedavi yöntemi belirlenir. 4-5 yaşlarında çok küçük bir hastadan bahsediyorsak, öncelikle korse ya da manyetik rod sistemleri ile eğriliği yönetmek amaçlanır. Çocuk 8-9 yaşına geldiğinde nihai tedavi planlanır. Yetişkin hastalarda ise skolyoz tedavisinin amacı ilk aşamada hastanın ağrısını azaltmak, hareketliliği artırmak olur. Tedavi de bu doğrultuda planlanır. Skolyoz tedavi seçeneklerini düşündüğümüzde, ipli ameliyat, füzyon ameliyatı, korse, manyetik rod sistemleri, fizik tedavi ve enjeksiyon uygulamaları sayılabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Skolyoz tedavisi nasıl olur?</h3>



<p>Skolyozun nihai tedavisi cerrahidir. Günümüzde ise iki tip cerrahi yaklaşım vardır. Bunlardan biri geleneksel füzyon ameliyatıdır. Bu yaklaşımda omurlar metal çubuk ve vidalar ile birbirine kaynatılarak düzeltilir. Kemik halinde düz bir omurga elde edilir. İkinci yaklaşım ise iple gerdirme ameliyatıdır. Bu ameliyat sadece büyümesi devam eden çocuklara uygulanabilir. Omurgaya bir ip yerleştirilir ve omurganın gelişirken bir yandan da düzelmesi sağlanır. Bazı hastalarda ise bu iki yöntem birlikte kullanılabilir. Yani hibrit yaklaşım tercih edilebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Skolyoz tedavisi ne kadar sürer?</h3>



<p>Olgudan olguya değişir. Örneğin nihai tedaviye ihtiyaç duyan hastalarda, ameliyat hızlıca planlanır, gerçekleştirilir. Ardından hastalar 1,3,6 ve 12. aylarda kontrole davet edilir. Burada hem muayene hem görüntüleme yapılır. Ancak 5, 6 yaşlarında daha küçük bir hasta grubundan bahsediyorsak burada uzun vadeli bir tedavi planlaması gerekir. İlk aşamada korse, rod gibi uygulamalarla eğriliği yönetmek, uygun zaman geldiğinde de nihai tedaviyi uygulamak düşünülür.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Skolyoz tedavisi İstanbul için hangi merkezlerde yapılabilir?</h3>



<p>Skolyoz tedavisi İstanbul’da birçok merkezde yapılmaktadır. Özellikle füzyon ameliyatı birçok meslektaşımız tarafından başarıyla yapılabilmektedir. Ancak skolyoz tedavisinde ipli cerrahi ülkemizde bizim de içerisinde bulunduğumuz sınırlı sayıda ortopedist tarafından uygulanabilmektedir. &nbsp;Biz skolyoz tedavisinde hem füzyon hem de ipli cerrahiyi kliniğimizde uygulayabiliyoruz. Şu an, <strong>Medicana Ortopedi</strong> Kliniğinde hastalarımıza hizmet vermeye devam ediyoruz. Hastalarımız <strong>Medicana Bahçelievler Ortopedi</strong> Kliniğinde bizi ziyaret edebilirler.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Skolyoz tedavisi için hangi doktora gidilir?</h3>



<p>Skolyoz tedavisi ortopedi ve travmatoloji uzmanları tarafından uygulanmaktadır. Gerekli olgularda fizik tedavi hekimleri ve fizyoterapistlerden de destek alınmaktadır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Skolyoz tedavisi boy uzatır mı?</h3>



<p>Evet. Omurga eğri bir halden dik bir hale geldiğinde doğal olarak hastanın boyu 1-2 cm kadar daha uzun görünecektir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Skolyoz Hakkında Sık Sorulan Sorular</h2>



<p>Skolyoz hakkında hastaların ve hasta yakınlarının en sık sorduğu sorular nelerdir?</p>



<h3 class="wp-block-heading">Skolyoz genetik mi?</h3>



<p>Evet, skolyoz bazı durumlarda genetik yatkınlıkla ilişkili olabilir. Özellikle en sık görülen tür olan idiopatik skolyozda aile öyküsü önemli bir faktördür. Anne, baba veya kardeşlerde skolyoz bulunması riski artırabilir. Örneğin, kardeşlerden birine skolyoz tanısı konduğunda diğer kardeşin de mutlaka muayene edilmesi düşünülür. Ancak skolyoz her zaman da kalıtsal değildir. Bazı kişilerde aile öyküsü olmadan da gelişebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Skolyoz geçer mi?</h3>



<p>Hayır. Skolyoz kendiliğinden geçmez. Sağa, sola doğru eğrilmiş bir omurga düz bir hale müdahalesiz bir şekilde kavuşamaz. Ancak bazen eğrilik bir noktaya kadar gelir ve orada kalır. Örneğin 20 dereceye kadar gelmiş ve daha da ilerlememiş bir skolyoza zaten müdahalede bulunmak gerekmez.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Skolyoz evreleri nelerdir?</h3>



<p>Skolyoz evreleri genellikle omurgadaki eğriliğin derecesine göre değerlendirilir. Bu ölçüm <em>“Cobb açısı”</em> adı verilen yöntemle yapılır.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Hafif skolyoz: 10–20 derece arasındaki eğriliklerdir. Genellikle düzenli takip, egzersiz ve postür önerileri yeterli olabilir.</li>



<li>Orta dereceli skolyoz: 20–40 derece arasındaki eğriliklerdir. Özellikle büyüme çağındaki çocuklarda ilerleme riski olabilir ve bu haliyle de takip gerektirir.</li>



<li>İleri dereceli skolyoz: 40 derece ve üzerindeki eğriliklerdir. Omurga deformitesi belirgindir. Cerrahi düşünülebilir. Yaş önemlidir.</li>



<li>Çok ileri skolyoz: Eğrilik 50 dereceyi aşabilir. Göğüs kafesi etkilenebilir, solunum kapasitesi azalabilir.</li>
</ul>



<p>Skolyozun derecesi kadar hastanın yaşı, büyüme potansiyeli ve eğriliğin ilerleme hızı da tedavi planlamasında önemlidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Skolyoz başlangıcı nedir?</h3>



<p>Omurgadaki eğrilik kendisini bazı çok da kolay fark edilemeyen vücut anomalileriyle gösterir. Bunlar nelerdir?</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Omuzlardan birinin daha yüksek olması</li>



<li>Kürek kemiklerinden birinin daha belirgin olması</li>



<li>Bel kıvrımlarında asimetri</li>



<li>Kalçalarda dengesizlik görünümü</li>



<li>Öne eğilince sırtta çıkıntı</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading">Skolyoz tehlikeli mi?</h3>



<p>Skolyoz, günümüzde oldukça yüksek başarı oranlarıyla tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bu haliyle tehlikeli bir hastalık olarak düşünülmemelidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Skolyoz baş ağrısı yapar mı?</h3>



<p>Baş ağrısı ile skolyoz arasında bir ilişki kurmaya çalışmak zorlama bir yaklaşım olur. Yani, skolyoz baş ağrısı yapar diyemeyiz.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Skolyoz ağrısı nasıl geçer?</h3>



<p>Çocuklarda görülen skolyoz çok sık ağrı yapmaz. Skolyoz genellikle erişkinlerde görüldüğünde ağrı ile ortaya çıkar.&nbsp; Bu durumda fizik tedavi ve egzersizler, postür düzenlemeleri, ağrı tedavileri, korse ve bazen de ileri olgularda cerrahi seçenekler ile ağrı yönetilmeye çalışılır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Skolyoz ameliyatı kaç saat sürer?</h3>



<p>Burada skolyozun hangi yöntemle ameliyat edildiği önemlidir. Klasik füzyon yapılırsa ameliyat 4-6 saat arası sürerken, ipli cerrahi yapılırsa bu süre 3 ila 5 saat arasında değişebilir.</p>



<p>Bu içerik Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu tarafından hasta ve hasta yakınlarını bilgilendirmek amacıyla yazılmıştır. Genel bir bilgi niteliğindedir. Her hastanın durumunun ve tedavi planlamasının hastanın kendisine özgü olduğunu unutulmamalıdır.</p>



<p><em><strong>Doç. Dr. Tuna PEHLİVANOĞLU özellikle omurga cerrahisi ve protez cerrahisinde ülkemizin en önde gelen hekimlerinden biri olarak gösterilmektedir. Akademik çalışmalar, ilk kez gerçekleştirilen ameliyatlar ve klinik tecrübe ile bu alanlarda uzmanlaşmıştır. Yaptığı çalışmalarla ABD&#8217;de bulunan Cornell Üniversitesi Bilimsel Araştırma Onur Derneğine tam üye olarak davet edilmiştir.</strong></em></p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/skolyoz-tedavisi/">Skolyoz Tedavisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/skolyoz-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
