<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>blog arşivleri - Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</title>
	<atom:link href="https://drtunapehlivanoglu.com/category/blog/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://drtunapehlivanoglu.com/category/blog/</link>
	<description>Ortopedi ve Travmatoloji, Omurga Cerrahisi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 25 Sep 2026 12:42:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.10</generator>

<image>
	<url>https://drtunapehlivanoglu.com/wp-content/uploads/2017/07/cropped-Adsiz-tasarim-93-32x32.jpg</url>
	<title>blog arşivleri - Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</title>
	<link>https://drtunapehlivanoglu.com/category/blog/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sırt Ağrısı Neden Olur?</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/sirt-agrisi-neden-olur/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/sirt-agrisi-neden-olur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2026 12:42:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8822</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sırt Ağrısı Neden Olur? Muhtemelen sırt ağrısı yaşamayan hiçbir insan yok hayatının bir döneminde. Sırt ağrısı, kasların zorlanması ve duruş bozuklukları gibi günlük nedenlerden omurga hastalıklarına kadar birçok farklı durumdan kaynaklanabilir. Uzun süre masa başında çalışmak, hareketsiz yaşam, ağır kaldırmak veya yanlış egzersiz yapmak sırt bölgesindeki kas ve bağların zorlanmasına yol açabilir. Bununla birlikte uzun süren, tekrarlayan veya başka belirtilerin eşlik ettiği sırt ağrılarında altta yatan nedenin belirlenmesi önemlidir. Sırt Ağrısı Nedir? Sırt ağrısı genellikle boynun altından bel bölgesine kadar uzanan alanda hissedilen ağrı, gerginlik veya rahatsızlık olarak tanımlanır. Ağrı omurgadan kaynaklanabileceği gibi kaslar, bağlar, eklemler, diskler veya çevredeki dokularla ilişkili de olabilir. Sırt ağrısı aniden başlayabilir veya zaman içerisinde yavaş yavaş gelişebilir. Bazı kişilerde hareketle artarken bazı durumlarda dinlenme sırasında da devam edebilir. Sırt Ağrısı Neden Olur? Sırt ağrısının en sık görülen nedenlerinden biri kasların ve bağların zorlanmasıdır. Özellikle uzun süre aynı pozisyonda kalmak, masa başında yanlış oturmak, ağır [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/sirt-agrisi-neden-olur/">Sırt Ağrısı Neden Olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Sırt Ağrısı Neden Olur?</h1>



<p>Muhtemelen sırt ağrısı yaşamayan hiçbir insan yok hayatının bir döneminde. Sırt ağrısı, kasların zorlanması ve duruş bozuklukları gibi günlük nedenlerden omurga hastalıklarına kadar birçok farklı durumdan kaynaklanabilir. Uzun süre masa başında çalışmak, hareketsiz yaşam, ağır kaldırmak veya yanlış egzersiz yapmak sırt bölgesindeki kas ve bağların zorlanmasına yol açabilir. Bununla birlikte uzun süren, tekrarlayan veya başka belirtilerin eşlik ettiği sırt ağrılarında altta yatan nedenin belirlenmesi önemlidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sırt Ağrısı Nedir?</h2>



<p>Sırt ağrısı genellikle boynun altından bel bölgesine kadar uzanan alanda hissedilen ağrı, gerginlik veya rahatsızlık olarak tanımlanır. Ağrı omurgadan kaynaklanabileceği gibi kaslar, bağlar, eklemler, diskler veya çevredeki dokularla ilişkili de olabilir.</p>



<p>Sırt ağrısı aniden başlayabilir veya zaman içerisinde yavaş yavaş gelişebilir. Bazı kişilerde hareketle artarken bazı durumlarda dinlenme sırasında da devam edebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sırt Ağrısı Neden Olur?</h2>



<p>Sırt ağrısının en sık görülen nedenlerinden biri kasların ve bağların zorlanmasıdır. Özellikle uzun süre aynı pozisyonda kalmak, masa başında yanlış oturmak, ağır yük kaldırmak veya ani hareketler sırt kaslarında ağrıya neden olabilir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kas ve bağların zorlanması</li>



<li>Duruş bozuklukları (sürekli kambur durmak gibi)</li>



<li>Uzun süre masa başında veya bilgisayar karşısında oturmak</li>



<li>Hareketsiz yaşam</li>



<li>Ağır kaldırmak veya ani hareket etmek</li>



<li>Omurga disklerinde dejenerasyon veya fıtık</li>



<li>Skolyoz ve kifoz gibi omurga deformiteleri</li>



<li>Omurga eklemlerinde dejeneratif değişiklikler</li>



<li>Osteoporoz ve omurga kırıkları</li>



<li>Travmalar ve spor yaralanmaları</li>



<li>Daha nadir olarak enfeksiyonlar, inflamatuvar hastalıklar, omurga ve çevre dokulardaki tümörler</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Geçmeyen Sırt Ağrısı Neden Olur?</h2>



<p>Sırt ağrısı geçmiyorsa mutlaka dikkate alınmalıdır. Kas zorlanmasına bağlı hafif sırt ağrılarının önemli bir bölümü zamanla azalabilir. Ancak haftalar boyunca devam eden veya giderek şiddetlenen sırt ağrısının altında omurganın yapısal hastalıkları, dejeneratif değişiklikler, inflamatuvar hastalıklar veya daha nadir görülen başka sağlık sorunları bulunabilir.</p>



<p>Özellikle dinlenmeyle geçmeyen, gece uykudan uyandıran veya giderek artan ağrıların değerlendirilmesi önemlidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sırt Ağrısı Ne Zaman Tehlikeli Olabilir?</h2>



<p>Sırt ağrılarının çok büyük bölümü bir hastalığa işaret etmez. Bununla birlikte sırt ağrısıyla birlikte görülen bazı belirtileri de atlamamak gerekir. Bunlar nelerdir?</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kol veya bacaklarda uyuşma ya da güç kaybı</li>



<li>Yürüme veya denge problemi</li>



<li>İdrar veya dışkı kontrolünde yeni gelişen sorun</li>



<li>Yüksek ateş</li>



<li>Açıklanamayan kilo kaybı</li>



<li>Şiddetli travma sonrasında başlayan ağrı</li>



<li>Gece belirginleşen veya istirahatle geçmeyen ağrı</li>



<li>Göğüs ağrısı veya nefes darlığı</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Sırt Ağrısının Nedenini Bulmak?</h2>



<p>Sırt ağrısının değerlendirilmesinde öncelikle ağrının başlangıcı, süresi, yeri ve karakteri sorgulanır. Fizik muayenede omurganın hareketleri, kas gücü, refleksler ve nörolojik bulgular değerlendirilebilir.</p>



<p>Her sırt ağrısında görüntüleme gerekli değildir. Doktor gerekli gördüğünde röntgen, manyetik rezonans (MR) veya bilgisayarlı tomografi (BT) gibi yöntemlerden yararlanabilir. Enfeksiyon veya inflamatuvar hastalık şüphesi varsa kan testleri de istenebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sırt Ağrısı Nasıl Geçer?</h2>



<p>Sırt ağrısı yaşayan kişilerin isteği tabii ki bu ağrıdan kurtulmaktır. Burada tedavi kişiden kişiye değişir. Temel neden ağrının nedenini ortadan kaldırmaktır. Kişi günde 10 saat masa başında çalışıyorsa, belli aralıklara yürümek, hareket etmek, spor yapmak bu ağrıyı azaltabilir. Sürekli ağrı kaldırma nedenli bel ağrısı varsa bu eylem hafifletilebilir ya da sonlandırılabilir.</p>



<p>Bazı hastalarda ise ağrıdan kurtulmak için tedavi gerekir. Fizik tedavi, ağrısı kesiciler, enjeksiyon uygulamaları düşünülür. Bazı hastalar da ise cerrahi gündeme gelebilir.</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/sirt-agrisi-neden-olur/">Sırt Ağrısı Neden Olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/sirt-agrisi-neden-olur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Belden Bacağa Vuran Ağrı</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/belden-bacaga-vuran-agri/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/belden-bacaga-vuran-agri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2026 08:19:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8818</guid>

					<description><![CDATA[<p>Belden Bacağa Vuran Ağrı Neden Olur? Bel ağrısı toplumumuzda oldukça yaygındır. Bu ağrı lokalize olabileceği gibi bazen kol, bacak, ayak gibi uzuvlara yayılım gösterebilir. Burada konuyu biraz daha ciddiye almak ve bir hekim görüşü almak gerekir. Belden başlayarak kalçaya, bacağa ve bazen ayağa kadar yayılan ağrı, günlük yaşamı önemli ölçüde etkileyebilir. Belden bacağa vuran ağrının en sık nedenlerinden biri, bel bölgesindeki sinir köklerinin baskı altında kalması veya tahriş olmasıdır. Bel fıtığı başta olmak üzere omurgadaki farklı sorunlar bu tür ağrıya yol açabilir. Ağrının hangi bölgeye yayıldığı, ne kadar sürdüğü ve uyuşma, karıncalanma veya güç kaybı gibi belirtilerin eşlik edip etmediği altta yatan neden hakkında önemli ipuçları verebilir. Belden Bacağa Vuran Ağrı Nedir? Belden bacağa vuran ağrı, bel bölgesinde başlayan veya burada bulunan bir problem nedeniyle kalça ve bacak boyunca hissedilen ağrıyı ifade eder. Ağrı yalnızca kalça ve uyluk bölgesinde kalabileceği gibi dizin altına, baldıra, ayak bileğine veya ayağa kadar ilerleyebilir. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/belden-bacaga-vuran-agri/">Belden Bacağa Vuran Ağrı</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Belden Bacağa Vuran Ağrı Neden Olur?</h1>



<p>Bel ağrısı toplumumuzda oldukça yaygındır. Bu ağrı lokalize olabileceği gibi bazen kol, bacak, ayak gibi uzuvlara yayılım gösterebilir. Burada konuyu biraz daha ciddiye almak ve bir hekim görüşü almak gerekir.</p>



<p>Belden başlayarak kalçaya, bacağa ve bazen ayağa kadar yayılan ağrı, günlük yaşamı önemli ölçüde etkileyebilir. Belden bacağa vuran ağrının en sık nedenlerinden biri, bel bölgesindeki sinir köklerinin baskı altında kalması veya tahriş olmasıdır. Bel fıtığı başta olmak üzere omurgadaki farklı sorunlar bu tür ağrıya yol açabilir.</p>



<p>Ağrının hangi bölgeye yayıldığı, ne kadar sürdüğü ve uyuşma, karıncalanma veya güç kaybı gibi belirtilerin eşlik edip etmediği altta yatan neden hakkında önemli ipuçları verebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Belden Bacağa Vuran Ağrı Nedir?</h2>



<p>Belden bacağa vuran ağrı, bel bölgesinde başlayan veya burada bulunan bir problem nedeniyle kalça ve bacak boyunca hissedilen ağrıyı ifade eder. Ağrı yalnızca kalça ve uyluk bölgesinde kalabileceği gibi dizin altına, baldıra, ayak bileğine veya ayağa kadar ilerleyebilir.</p>



<p>Sinir kökünün etkilenmesi durumunda ağrıya yanma, batma, elektrik çarpması hissi, uyuşma ve karıncalanma eşlik edebilir. Bazı hastalarda bacak veya ayakta güç kaybı da görülebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Belden Bacağa Vuran Ağrının Nedenleri Nelerdir?</h2>



<p>Belden bacağa yayılan her ağrının nedeni aynı değildir. En sık karşılaşılan nedenlerden bazıları:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bel fıtığı: Omurlar arasındaki disklerin dışarı doğru taşması, bacağı kontrol eden sinir köklerinden birine baskı yapabilir. Ağrı belden kalçaya ve bacağın farklı bölgelerine yayılabilir.</li>



<li>Siyatik: Siyatik, tek başına bir hastalıktan çok siyatik siniri oluşturan sinir köklerinin etkilenmesi sonucu ortaya çıkan belirtileri tanımlamak için kullanılan bir ifadedir. Ağrı genellikle kalçadan başlayarak bacağın arka veya yan tarafına doğru ilerler.</li>



<li>Bel kanalında daralma: Spinal stenoz olarak da bilinen bu durumda omurilik ve sinirlerin geçtiği alan daralabilir. Özellikle yürürken veya uzun süre ayakta dururken bacaklarda ağrı, uyuşma ve ağırlık hissi ortaya çıkabilir.</li>



<li>Omurga kayması: Bir omurun diğerine göre öne veya arkaya doğru yer değiştirmesi sinirlerin geçtiği alanların daralmasına ve bacağa yayılan ağrıya neden olabilir.</li>



<li>Omurgada dejenerasyon: Yaşla birlikte disklerde ve omurga eklemlerinde meydana gelen değişiklikler sinir köklerinin geçtiği alanları daraltabilir.</li>
</ul>



<p>Bel ve bacak ağrısının nedeni her zaman omurga olmayabilir. Kalça eklemi, sakroiliak eklem ve çevredeki kaslardan kaynaklanan bazı sorunlar da benzer şikayetlere yol açabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Belden Bacağa Vuran Ağrı Bel Fıtığı Belirtisi midir?</h2>



<p>Bel fıtığı, belden bacağa yayılan ağrının yaygın nedenlerinden biridir ancak her bacak ağrısı bel fıtığı anlamına gelmez.</p>



<p>Bel fıtığı sinir köküne baskı yaptığında ağrı genellikle belirli bir sinirin izlediği hat boyunca yayılır. Ağrıya uyuşma, karıncalanma veya kas gücünde azalma eşlik edebilir. Hangi sinirin etkilendiğine bağlı olarak şikayetlerin bacak ve ayaktaki dağılımı değişebilir.</p>



<p>Kesin nedenin belirlenmesi için hastanın şikayetlerinin yanı sıra nörolojik muayene önemlidir. Gerekli görülen durumlarda manyetik rezonans (MR) gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Belden Bacağa Vuran Ağrı Ne Zaman Ciddiye Alınmalıdır?</h2>



<p>Belden bacağa yayılan ağrıya bazı nörolojik belirtilerin eşlik etmesi hızlı değerlendirme gerektirebilir. Özellikle bacakta veya ayakta yeni başlayan ya da ilerleyen güç kaybı, idrar veya dışkı kontrolünde bozulma ve kasık-makat çevresinde uyuşma ortaya çıkması durumunda acil tıbbi değerlendirme gerekir.</p>



<p>Ağrının uzun sürmesi, giderek şiddetlenmesi veya günlük yaşamı belirgin şekilde kısıtlaması durumunda da altta yatan nedenin belirlenmesi için hekime başvurulmalıdır.</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/belden-bacaga-vuran-agri/">Belden Bacağa Vuran Ağrı</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/belden-bacaga-vuran-agri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Skolyoz İlerler mi</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/skolyoz-ilerler-mi/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/skolyoz-ilerler-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2026 08:16:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8816</guid>

					<description><![CDATA[<p>Skolyoz İlerler mi? Herhangi bir hastalık konu olduğunda hastaların ve yakınlarının en önemli kaygılarından biri hastalığın ilerleme riskinin olup olmadığıdır. Skolyoz için de bu geçerli. Sorunun cevabını en başta verelim. Skolyoz ilerler mi sorusunun cevabı evet ilerleyebilir. Ancak bu tabii ki her hastada geçerli değildir ve her hastada da bu risk aynı değildir. İlerleme hızı da hastadan hastaya yine çokça değişkendir. Skolyoz bazı hastalarda yıllar boyunca aynı derecede kalabilirken, bazı hastalarda zaman içerisinde ilerleyebilir. Skolyozun ilerleme riski; hastanın yaşı, büyüme potansiyeli, eğriliğin derecesi ve skolyozun tipine göre değişiklik gösterir. Özellikle büyümenin hızlı olduğu çocukluk ve ergenlik dönemlerinde skolyozun yakından takip edilmesi önemlidir. Skolyoz Neden İlerler? Özellikle idiyopatik skolyozda, omurgadaki eğriliğin bazı hastalarda neden ilerlediği tam olarak bilinmemektedir. Ancak skolyozun ilerleme riskini etkileyen bazı faktörler bilinmektedir. Bunların başında hastanın yaşı ve kalan büyüme potansiyeli gelir. Özellikle çocukların hızlı büyüdüğü dönemlerde mevcut eğriliğin ilerleme riski daha yüksek olabilir. Eğriliğin derecesi ve tipi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/skolyoz-ilerler-mi/">Skolyoz İlerler mi</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Skolyoz İlerler mi?</h1>



<p>Herhangi bir hastalık konu olduğunda hastaların ve yakınlarının en önemli kaygılarından biri hastalığın ilerleme riskinin olup olmadığıdır. Skolyoz için de bu geçerli. Sorunun cevabını en başta verelim. Skolyoz ilerler mi sorusunun cevabı evet ilerleyebilir. Ancak bu tabii ki her hastada geçerli değildir ve her hastada da bu risk aynı değildir. İlerleme hızı da hastadan hastaya yine çokça değişkendir.</p>



<p>Skolyoz bazı hastalarda yıllar boyunca aynı derecede kalabilirken, bazı hastalarda zaman içerisinde ilerleyebilir. Skolyozun ilerleme riski; hastanın yaşı, büyüme potansiyeli, eğriliğin derecesi ve skolyozun tipine göre değişiklik gösterir. Özellikle büyümenin hızlı olduğu çocukluk ve ergenlik dönemlerinde skolyozun yakından takip edilmesi önemlidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Skolyoz Neden İlerler?</h2>



<p>Özellikle idiyopatik skolyozda, omurgadaki eğriliğin bazı hastalarda neden ilerlediği tam olarak bilinmemektedir. Ancak skolyozun ilerleme riskini etkileyen bazı faktörler bilinmektedir.</p>



<p>Bunların başında hastanın yaşı ve kalan büyüme potansiyeli gelir. Özellikle çocukların hızlı büyüdüğü dönemlerde mevcut eğriliğin ilerleme riski daha yüksek olabilir. Eğriliğin derecesi ve tipi de ilerleme riskinin değerlendirilmesinde önem taşır.</p>



<p>Bu nedenle aynı skolyoz derecesine sahip iki çocukta hastalığın seyri farklı olabilir. Düzenli takip, eğriliğin zaman içerisindeki değişiminin değerlendirilmesini sağlar.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Skolyoz Hangi Yaşlarda Daha Hızlı İlerler?</h2>



<p>Küçük yaşlar, büyümenin devam ettiği, kişinin hızla büyüdüğü yaşlarda skolyozun derecesi hızla ilerleyebilir. Yani çocuklarda ve ergenlerde skolyoz gerçekten hızla ilerleyebilir. Çocuğun boyunun hızla uzadığı bu dönemde omurgadaki eğrilik de ilerleyebilir. Bu nedenle büyüme potansiyeli devam eden çocuklarda düzenli takip önem taşır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Skolyoz Derecesi Zamanla Artar mı?</h2>



<p>Her skolyoz zamanla ilerlemez. Bazı hastalarda eğrilik uzun yıllar aynı seviyede kalabilirken, bazı hastalarda skolyoz derecesi artabilir. İlerleme riski özellikle büyüme potansiyeli devam eden çocuklarda daha yüksektir.</p>



<p>Skolyozun derecesi, ayakta çekilen omurga grafilerinde Cobb açısı ölçülerek belirlenir. Düzenli kontrollerde yapılan ölçümler karşılaştırılarak eğriliğin ilerleyip ilerlemediği takip edilir.</p>



<p>Takip sıklığı; hastanın yaşı, kalan büyüme potansiyeli, mevcut eğriliğin derecesi ve skolyozun özelliklerine göre belirlenir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Çocuklarda Skolyoz İlerlemesi Nasıl Takip Edilir?</h2>



<p>Skolyozda takip çok önemli. Neden? Bir hastalığın ilerleme riski açıkça ortadayken en önemli konu o hastalığı titizlikle takip edilmesi olur.</p>



<p>Çocuklarda skolyoz takibinin amacı, eğrilikteki olası ilerlemeyi erken dönemde belirlemektir. Muayenede omuzların ve kalçaların seviyesi, gövde dengesi, bel ve sırt bölgesindeki asimetri ile öne eğilme sırasında ortaya çıkabilen kaburga çıkıntısı değerlendirilebilir.</p>



<p>Gerekli durumlarda omurga grafileri çekilerek Cobb açısı ölçülür. Kontrollerin hangi sıklıkta yapılacağı ise çocuğun yaşı, büyüme hızı ve skolyozun derecesine göre hekim tarafından belirlenir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Yetişkinlerde Skolyoz İlerler mi?</h2>



<p>Çocuklardaki kadar olmasa da yetişkinlerde görülen skolyoz da ilerleyebilir. Burada skolyozun çocukluktan gelen bir durum mu yoksa dejeneratif nedenlerle mi ortaya çıktığı değerlendirilir.&nbsp; Çocuklarda skolyozun büyüme potansiyeli tedavi planını belirlemede ciddi bir yer tutarken, yetişkinlerde daha çok kişinin hayat kalitesinin ne derecede bozulduğu değerlendirilerek tedavi planı oluşturulur.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Skolyozun İlerlemesi Durdurulabilir mi?</h2>



<p>Evet. Bazen skolyoz belli bir dereceye gelir ve orada kalır. Burada skolyozu ameliyat edelim mi üzerine düşünülür. Bazen de skolyozun ilerliyordur ve artık buna bir müdahale etmek gerekir. Burada farklı seçenekler gündeme gelebilir. İpli skolyoz ameliyatı düşünülebilir. Manyetik rodlarla veya korse ile ilerleme kontrol altında tutulmaya çalışılır. Çocuğun büyümesi tamamlandıysa füzyon söz konusu olabilir.</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/skolyoz-ilerler-mi/">Skolyoz İlerler mi</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/skolyoz-ilerler-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boyun Ağrısı Nasıl Geçer?</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/boyun-agrisi-nasil-gecer/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/boyun-agrisi-nasil-gecer/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Aug 2026 19:51:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8812</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boyun Ağrısı Nasıl Geçer? Boyun ağrısı, kaslarda zorlanma, uzun süre yanlış pozisyonda kalma, aşırı telefon ve bilgisayar kullanımı, omurgadaki yaşa bağlı değişiklikler ya da bir travma gibi farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Ağrı bazen yalnızca boyun bölgesinde hissedilirken omuzlara, sırta, kollara veya başın arka bölümüne de yayılabilir. Hafif ve kas kaynaklı boyun ağrıları çoğu zaman dinlenme, uygun egzersizler ve günlük alışkanlıkların düzenlenmesiyle birkaç gün veya hafta içinde azalabilir. Ancak ağrının uzun sürmesi, kola yayılması ya da uyuşma ve güç kaybıyla birlikte görülmesi durumunda altta yatan nedenin belirlenmesi gerekir. Boyun Ağrısı Neden Olur? Boyun ağrısının en sık görülen nedenleri şunlardır: Boyun Ağrısına Ne İyi Gelir? Boyun ağrısına iyi gelebilecek yöntemler, ağrının nedenine ve şiddetine göre değişir. Hafif ve yeni başlayan ağrılarda aşağıdaki uygulamalar rahatlama sağlayabilir. Boynu tamamen hareketsiz bırakmamakta yarar var. Ağrıyı artırmayan günlük aktivitelere devam etmek ve boynu kontrollü biçimde hareket ettirmek iyileşmeyi destekleyebilir. Uzun süre yatmak veya boynu sürekli sabit [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/boyun-agrisi-nasil-gecer/">Boyun Ağrısı Nasıl Geçer?</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Boyun Ağrısı Nasıl Geçer?</h1>



<p>Boyun ağrısı, kaslarda zorlanma, uzun süre yanlış pozisyonda kalma, aşırı telefon ve bilgisayar kullanımı, omurgadaki yaşa bağlı değişiklikler ya da bir travma gibi farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Ağrı bazen yalnızca boyun bölgesinde hissedilirken omuzlara, sırta, kollara veya başın arka bölümüne de yayılabilir.</p>



<p>Hafif ve kas kaynaklı boyun ağrıları çoğu zaman dinlenme, uygun egzersizler ve günlük alışkanlıkların düzenlenmesiyle birkaç gün veya hafta içinde azalabilir. Ancak ağrının uzun sürmesi, kola yayılması ya da uyuşma ve güç kaybıyla birlikte görülmesi durumunda altta yatan nedenin belirlenmesi gerekir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Boyun Ağrısı Neden Olur?</h2>



<p>Boyun ağrısının en sık görülen nedenleri şunlardır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Uzun süre bilgisayar veya telefon kullanmak</li>



<li>Masa başında yanlış pozisyonda oturmak</li>



<li>Boynu desteklemeyen yastık kullanmak</li>



<li>Yüzüstü veya uygun olmayan pozisyonda uyumak</li>



<li>Ani ve kontrolsüz boyun hareketleri</li>



<li>Ağır kaldırmak veya yoğun egzersiz yapmak</li>



<li>Stres nedeniyle boyun ve omuz kaslarının gerilmesi</li>



<li>Boyun fıtığı</li>



<li>Boyun düzleşmesi</li>



<li>Kireçlenme ve yaşa bağlı omurga değişiklikleri</li>



<li>Trafik kazası, düşme veya spor yaralanmaları</li>



<li>Sinir veya omurilik üzerinde baskı oluşması</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Boyun Ağrısına Ne İyi Gelir?</h2>



<p>Boyun ağrısına iyi gelebilecek yöntemler, ağrının nedenine ve şiddetine göre değişir. Hafif ve yeni başlayan ağrılarda aşağıdaki uygulamalar rahatlama sağlayabilir.</p>



<p>Boynu tamamen hareketsiz bırakmamakta yarar var. Ağrıyı artırmayan günlük aktivitelere devam etmek ve boynu kontrollü biçimde hareket ettirmek iyileşmeyi destekleyebilir. Uzun süre yatmak veya boynu sürekli sabit tutmak kasların zayıflamasına ve sertliğin artmasına neden olabilir. Nazik boyun egzersizleri de yine yararlı olabilir.</p>



<p>Sıcak veya soğuk uygulamalar fayda edebilir. Yeni gelişen ve zorlanmaya bağlı ağrılarda, cilde doğrudan temas ettirilmeden kısa süreli soğuk uygulama yapılabilir. Kas spazmı ve sertlik ön plandaysa sıcak duş veya sıcak kompres rahatlama sağlayabilir.</p>



<p>Boynu eğip telefonda aşırı zaman geçirmemek ve bilgisayar monitörünü göz hizasına getirmek önerilebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Boyun Ağrısı Ne Zaman Tehlikeli Olabilir?</h2>



<p>Aşağıdaki durumlardan biri varsa gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Ağrının trafik kazası, düşme veya ciddi bir yaralanmadan sonra başlaması</li>



<li>Kol veya bacaklarda güç kaybı gelişmesi</li>



<li>Yürüme ya da denge problemi yaşanması</li>



<li>Ellerde beceri kaybı veya sık sık eşya düşürme</li>



<li>Boyun ağrısına yüksek ateş ve şiddetli baş ağrısının eşlik etmesi</li>



<li>Konuşma, görme veya yutma bozukluğu gelişmesi</li>



<li>İdrar veya dışkı kontrolünde değişiklik olması</li>



<li>Ağrının giderek şiddetlenmesi veya gece uykudan uyandırması</li>



<li>Ayrıca ağrı birkaç hafta içinde azalmıyorsa, sık tekrarlıyorsa, kola yayılıyorsa ya da uyuşma ve karıncalanmayla birlikte görülüyorsa uzman değerlendirmesi gerekir.</li>
</ul>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/boyun-agrisi-nasil-gecer/">Boyun Ağrısı Nasıl Geçer?</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/boyun-agrisi-nasil-gecer/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bel Neden Ağrır?</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/bel-neden-agrir/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/bel-neden-agrir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2026 06:51:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8808</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bel Neden Ağrır ve Bel Ağrısı Nedenleri Bel ağrısı her insanın ömründe en az bir kez yaşadığı bir sağlık sorunudur. Belki de insanoğlunun yaşadığı tüm sağlık problemleri düşünüldüğünde en başta gelen de bel ağrısıdır. Bel Ağrısı Neden Olur? Bel ağrısı, günlük yaşamda sık karşılaşılan kas-iskelet sistemi şikayetlerinden biridir. Uzun süre aynı pozisyonda kalmak, ağır kaldırmak veya ani bir hareket sonrasında ortaya çıkabileceği gibi omurgayı etkileyen çeşitli hastalıklardan da kaynaklanabilir. Bel ağrısının nedeni her zaman bel fıtığı değildir. Kas ve bağ dokusu zorlanmaları, omurgadaki dejeneratif değişiklikler, bel fıtığı, omurga kanalında daralma, omurga kayması ve bazı romatizmal hastalıklar bel ağrısına yol açabilir. Daha nadiren enfeksiyonlar, tümörler veya iç organlardan kaynaklanan problemler de bel bölgesinde ağrı hissedilmesine neden olabilir. Bel ağrısının en sık görülen nedenleri şöyle sıralanabilir: Yukarıda belirtilen nedenlere göre daha nadir olmakla beraber şu problemler nedeniyle de bel ağrısı görülebilir: Asıl Tehlike Ağrı Bacağa Vurunca mı? Bel ağrısı lokalize iken daha [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/bel-neden-agrir/">Bel Neden Ağrır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Bel Neden Ağrır ve Bel Ağrısı Nedenleri</h1>



<p>Bel ağrısı her insanın ömründe en az bir kez yaşadığı bir sağlık sorunudur. Belki de insanoğlunun yaşadığı tüm sağlık problemleri düşünüldüğünde en başta gelen de bel ağrısıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bel Ağrısı Neden Olur?</h2>



<p>Bel ağrısı, günlük yaşamda sık karşılaşılan kas-iskelet sistemi şikayetlerinden biridir. Uzun süre aynı pozisyonda kalmak, ağır kaldırmak veya ani bir hareket sonrasında ortaya çıkabileceği gibi omurgayı etkileyen çeşitli hastalıklardan da kaynaklanabilir.</p>



<p>Bel ağrısının nedeni her zaman bel fıtığı değildir. Kas ve bağ dokusu zorlanmaları, omurgadaki dejeneratif değişiklikler, bel fıtığı, omurga kanalında daralma, omurga kayması ve bazı romatizmal hastalıklar bel ağrısına yol açabilir. Daha nadiren enfeksiyonlar, tümörler veya iç organlardan kaynaklanan problemler de bel bölgesinde ağrı hissedilmesine neden olabilir.</p>



<p>Bel ağrısının en sık görülen nedenleri şöyle sıralanabilir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kas ve bağ dokusu zorlanmaları: Ağır kaldırma, ters hareketler, yoğun egzersiz veya uzun süre yanlış pozisyonda kalma sonrasında gelişebilir.</li>



<li>Bel fıtığı: Omurlar arasındaki disklerin dışarı doğru taşması ve sinir köklerine baskı yapması sonucu bel ağrısına ek olarak kalça ve bacağa yayılan ağrı, uyuşma veya güç kaybı görülebilir.</li>



<li>Disk dejenerasyonu: Yaşla birlikte omurlar arasındaki disklerde su ve esneklik kaybı meydana gelebilir. Bu değişiklikler kronik bel ağrısına neden olabilir.</li>



<li>Dar kanal: Sinirlerin geçtiği kanalın daralması özellikle yürüme ve uzun süre ayakta kalma sırasında bel ve bacaklarda ağrı, uyuşma veya güçsüzlüğe yol açabilir.</li>



<li>Bel kayması: Bir omurun diğerine göre öne doğru kayması bel ağrısı ve sinir basısına bağlı şikayetlere neden olabilir.</li>



<li>Kemik erimesi ve omurga kırıkları: Kemik yoğunluğunun azalması omurlarda çökme kırıklarına ve ani veya kronik bel ağrısına neden olabilir.</li>
</ul>



<p>Yukarıda belirtilen nedenlere göre daha nadir olmakla beraber şu problemler nedeniyle de bel ağrısı görülebilir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Faset eklem problemleri: Omurların arkasındaki küçük eklemlerde gelişen kireçlenme ve dejenerasyon özellikle hareketle artan bel ağrısına yol açabilir.</li>



<li>Omurga eğrilikleri: Erişkinlerde görülen skolyoz, kifoz gibi deformiteler sıklıkla bel ağrısı yapar.</li>



<li>Romatizmal hastalıklar: Özellikle genç yaşta başlayan, sabahları belirgin olan ve hareket ettikçe azalan bel ağrıları inflamatuvar romatizmal hastalıklarla ilişkili olabilir.</li>



<li>Enfeksiyonlar ve tümörler: Daha nadir olmakla birlikte omurgayı etkileyen enfeksiyonlar veya tümörler de bel ağrısının nedeni olabilir.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Asıl Tehlike Ağrı Bacağa Vurunca mı?</h2>



<p>Bel ağrısı lokalize iken daha masum nedenler düşünülebilirken bu ağrı bele vurduğunda daha ciddiye alınması gerekebilir. Bel bölgesinden çıkan sinirler kalça ve bacaklara doğru uzanır. Bel fıtığı veya omurga kanalında daralma gibi durumlarda bu sinirlerin baskı altında kalması ağrının belden kalçaya, uyluğa, bacağa veya ayağa doğru yayılmasına neden olabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bel Ağrısının Nedeni Nasıl Anlaşılır?</h2>



<p>Bel ağrısının değerlendirilmesinde ağrının ne zaman başladığı, hangi hareketlerle arttığı, bacağa yayılıp yayılmadığı ve eşlik eden nörolojik belirtiler önem taşır. Fizik muayene sırasında omurganın hareketleri, kas gücü, refleksler ve duyu fonksiyonları değerlendirilebilir.</p>



<p>Her bel ağrısında görüntüleme yapılması gerekli değildir. Gerekli görülen hastalarda röntgen, manyetik rezonans (MR) veya bilgisayarlı tomografi (BT) gibi yöntemlerden yararlanılabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bel Ağrısı Nasıl Geçer?</h2>



<p>Bel ağrısı tedavisi ağrının nedenine göre planlanır. Kas zorlanması gibi mekanik nedenlerde günlük aktivitenin düzenlenmesi, uygun egzersizler, fizik tedavi ve gerektiğinde ilaç tedavileri yeterli olabilir. Bel fıtığı, dar kanal, omurga kayması, omurga kırıkları gibi durumlada ise tedavi hastanın şikayetlerinin şiddetine, nörolojik bulgularına ve görüntüleme sonuçlarına göre belirlenir. Enjeksiyon uygulamaları veya cerrahi tedavi yalnızca uygun hastalarda gündeme gelir.</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/bel-neden-agrir/">Bel Neden Ağrır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/bel-neden-agrir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Omurga Eğriliği Nasıl Fark Edilir?</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/omurga-egriligi-nasil-fark-edilir/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/omurga-egriligi-nasil-fark-edilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jul 2026 07:43:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8797</guid>

					<description><![CDATA[<p>Omurga Eğriliği Nasıl Fark Edilir? Özellikle çocuklarda görülen omurga eğriliği temelde iki omuz arası asimetri, kürek kemiklerinde belirgin çıkıntı, bel oyuntularında eşitsizlik gibi fiziksel anomalilerle kendini gösterir. Bu semptomların ölçüsü omurgadaki eğriliğin derecesine ve çocuğun yaşına göre değişir. Çocuğun fizyolojisindeki bu farklılıklar bazen çok hafif olup fark etmesi güç olabileceği gibi bazen de kendini açıkça gösterir. Ağrı ise çocuklarda görülen skolyozda çok nadir görülür. Skolyoz Yaz Aylarında Daha Kolay Tespit Edilebilir Skolyozdan ilk kez evde ya da okulda şüphelenilir. Ancak bu her zaman mümkün değildir ve kolay da değildir. Zira, omurgadaki eğrilik çok hafif olabilir ya da çocukların üzerinde kıyafet olduğu için omuz, bel gibi asimetriler kolayca görülemeyebilir. Aileler bazen çocuklarındaki bu durumu geç fark ettiklerini düşünerek kendilerini suçlayabilirler. Ancak bu doğru bir tutum değildir. Zira eğrilik açısı ciddi ölçülere ulaştığında, örneğin 40 derece gibi, bunun zaten gözden kaçması zor olacaktır. Skolyoz özellikle yaz aylarında, denize, havuza girerken daha kolay [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/omurga-egriligi-nasil-fark-edilir/">Omurga Eğriliği Nasıl Fark Edilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Omurga Eğriliği Nasıl Fark Edilir?</h1>



<p>Özellikle çocuklarda görülen omurga eğriliği temelde iki omuz arası asimetri, kürek kemiklerinde belirgin çıkıntı, bel oyuntularında eşitsizlik gibi fiziksel anomalilerle kendini gösterir. Bu semptomların ölçüsü omurgadaki eğriliğin derecesine ve çocuğun yaşına göre değişir. Çocuğun fizyolojisindeki bu farklılıklar bazen çok hafif olup fark etmesi güç olabileceği gibi bazen de kendini açıkça gösterir. Ağrı ise çocuklarda görülen skolyozda çok nadir görülür.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Skolyoz Yaz Aylarında Daha Kolay Tespit Edilebilir</h2>



<p>Skolyozdan ilk kez evde ya da okulda şüphelenilir. Ancak bu her zaman mümkün değildir ve kolay da değildir. Zira, omurgadaki eğrilik çok hafif olabilir ya da çocukların üzerinde kıyafet olduğu için omuz, bel gibi asimetriler kolayca görülemeyebilir. Aileler bazen çocuklarındaki bu durumu geç fark ettiklerini düşünerek kendilerini suçlayabilirler. Ancak bu doğru bir tutum değildir. Zira eğrilik açısı ciddi ölçülere ulaştığında, örneğin 40 derece gibi, bunun zaten gözden kaçması zor olacaktır.</p>



<p>Skolyoz özellikle yaz aylarında, denize, havuza girerken daha kolay fark edilebilir. Çocukların omurga, omuz, bel bölgeleri açık olduğundan ve aileler çocuklarını diğer çocuklarla yan yana gördüğünde bir asimetri olup olmadığını daha kolay fark edebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Skolyoz Belirtileri</h3>



<p>Çocuğun üst vücudunda görülebilecek bazen küçük bazen büyük farklılıklar skolyoza işaret edebilir. Bunlar nelerdir?</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bir omuzun diğerinden daha yüksek görünmesi</li>



<li>Kürek kemiklerinden birinin daha belirgin çıkıntı yapması</li>



<li>Bel oyuntularının iki tarafta eşit olmaması</li>



<li>Kalçalardan birinin daha yukarıda görünmesi</li>



<li>Kıyafetlerin vücutta eğri durması veya pantolon paçalarının eşit görünmemesi</li>



<li>Öne eğilince sırtın bir tarafında kabarıklık (kaburga hörgücü) oluşması</li>



<li>Başın gövdenin tam ortasında durmaması</li>
</ul>



<p><em>Evde yapılan basit bir test ile omurgada bir eğrilik olup olmadığı fikrine de daha net ulaşılabilir. Çocuk ayaktayken dizlerini kırmadan öne doğru eğildiğinde sırtta bir taraf diğerinden daha yüksekse ve kaburgalarda belirgin bir çıkıntı varsa skolyoz ihtimali daha ciddi düşünülür.</em></p>



<h2 class="wp-block-heading">Doktora Ne Zaman Gitmeli?</h2>



<p>10 derece üzeri omurga eğrilikleri skolyoz olarak kabul edilir. Bu nedenle omurga cerrahisi ile ilgilenen bir ortopedi hekimine görünmekte fayda vardır. Bir tedavi uygulanmasa bile takipte olmak önemlidir. Zira, eğrilik artma potansiyelinin farkında olmak ve rutin muayenelerle dereceyi takip etmek gerekir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Tedavi</h2>



<p>Skolyoz yüksek başarı oranlarıyla ve güvenle tedavi edilebilen bir durum. Hafif eğriliklerde izlem yeterliyken, derece arttıkça farklı tedavi yöntemleri düşünülür. Bazı hastalarda korse tedavisi düşünülebilirken bazı hastalarda cerrahi (füzyonlu veya füzyonsuz) gündeme gelir. Yaşı küçük olan, 6-7 yaşlarındaki çocuklarda nihai cerrahi mümkün olmayacağı için rod sistemleri gibi uygulamalarda eğrilik kontrol edilmeye çalışılır.</p>



<p>Nihayetinde her hastanın tedavisinin hastanın kendi özel durumuna göre planlanması gerektiğini unutulmamalıdır.</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/omurga-egriligi-nasil-fark-edilir/">Omurga Eğriliği Nasıl Fark Edilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/omurga-egriligi-nasil-fark-edilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Patellar Tendinit</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/patellar-tendinit/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/patellar-tendinit/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 13:22:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8769</guid>

					<description><![CDATA[<p>Patellar Tendinit Nedir? Diz kapağı, diz ekleminin ön kısmında eklemi saran bir yapıdadır. Üstten kuadriseps tendonu ile kuadriseps kaslarına, alttan ise patellar tendonu ile kaval kemiğine bağlıdır. Buradaki patellar tendonun iltihaplanması patellar tendinit olarak adlandırılır. Buradaki tendon dizin hareketliliği için kritik konumdadır. Öyle ki, dizi düz tutmak ve rahatlıkla hareket ettirmek bu tendonun sağlıklı olması gerekir. Bu tendon çeşitli nedenlerle hasar alabilir. Özellikle de atlama, zıplama gibi hareketlerin yoğun yapıldığı sporlarda (voleybol ve basketbol gibi) bu durum söz konusudur. Bu haliyle jumper’s knee olarak da adlandırılır. Patellar Tendinitin Belirtileri Patellar Tendinit Nedenleri Patellar tendinit, diz kapağı (patella) ile kaval kemiği arasındaki tendonda gelişen bir zorlanma ve irritasyon durumudur. &#160;En sık nedeni tekrarlayan yüklenmelerdir. Patellar tendinitin nedenleri şu şekilde belirtilebilir; Tedavi Patellar tendinit tedavisinde temel yaklaşım cerrahi dışı yöntemlerdir ve süreç genellikle yükün azaltılması ile başlar; ağrıyı artıran özellikle sıçrama ve koşu gibi aktiviteler geçici olarak sınırlandırılır. Ağrı ve hassasiyeti azaltmak [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/patellar-tendinit/">Patellar Tendinit</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Patellar Tendinit Nedir?</h1>



<p>Diz kapağı, diz ekleminin ön kısmında eklemi saran bir yapıdadır. Üstten kuadriseps tendonu ile kuadriseps kaslarına, alttan ise patellar tendonu ile kaval kemiğine bağlıdır. Buradaki patellar tendonun iltihaplanması patellar tendinit olarak adlandırılır. Buradaki tendon dizin hareketliliği için kritik konumdadır. Öyle ki, dizi düz tutmak ve rahatlıkla hareket ettirmek bu tendonun sağlıklı olması gerekir. Bu tendon çeşitli nedenlerle hasar alabilir. Özellikle de atlama, zıplama gibi hareketlerin yoğun yapıldığı sporlarda (voleybol ve basketbol gibi) bu durum söz konusudur. Bu haliyle jumper’s knee olarak da adlandırılır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Patellar Tendinitin Belirtileri</h2>



<ul class="wp-block-list">
<li>En yaygın belirti diz kapağı ve çevresinde ağrıdır. Ağrı en çok da diz kapağının ön kısmında hissedilir.</li>



<li>Ağrı, hareketle birlikte artabilir, egzersiz ve yoğun fiziksel aktivite bu ağrıyı artırabilir.</li>



<li>Hareket esnasında zorlanma hissi</li>



<li>İlgili tendonda şişlik, hassasiyet</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Patellar Tendinit Nedenleri</h2>



<p>Patellar tendinit, diz kapağı (patella) ile kaval kemiği arasındaki tendonda gelişen bir zorlanma ve irritasyon durumudur. &nbsp;En sık nedeni tekrarlayan yüklenmelerdir. Patellar tendinitin nedenleri şu şekilde belirtilebilir;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Aşırı kullanım: Sürekli sıçrama, koşma, ani durma ve yön değiştirme. Özellikle basketbol, voleybol gibi sporlarda sık görülür.</li>



<li>Kas dengesizlikleri: Ön bacak kasları (quadriceps) çok güçlü, arka kaslar (hamstring) zayıf veya gergin olabilir. Bu dengesizlik tendon üzerine ekstra yük bindirir.</li>



<li>Kas sertliği ve esneklik eksikliği: Gergin quadriceps veya hamstring kasları diz üzerindeki çekiş kuvvetini artırır.</li>



<li>Antrenman hataları: Ani yük artışı, yetersiz ısınma, uygun olmayan egzersiz tekniği</li>



<li>Zemin ve ekipman: Sert zeminlerde antrenman, uygun olmayan spor ayakkabısı</li>



<li>Mekanik sorunlar: Diz kapağının hizalanma problemleri, ayak basış bozuklukları (örneğin içe basma)</li>



<li>Fazla yük ve kilo: Vücut ağırlığının artması tendon üzerindeki stresi artırır.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Tedavi</h2>



<p>Patellar tendinit tedavisinde temel yaklaşım cerrahi dışı yöntemlerdir ve süreç genellikle yükün azaltılması ile başlar; ağrıyı artıran özellikle sıçrama ve koşu gibi aktiviteler geçici olarak sınırlandırılır. Ağrı ve hassasiyeti azaltmak için düzenli aralıklarla soğuk uygulama yapılabilir ve gerekli durumlarda anti-inflamatuvar ilaçlardan yararlanılabilir. Tedavide fizik tedaviden de yararlanılabilir. Bu aşamada quadriceps ve hamstring kaslarının esnekliğini artırmaya yönelik egzersizler ile kuvvetlendirme programları uygulanarak tendonun yük taşıma kapasitesi artırılır. Destekleyici olarak patellar tendon bandı kullanımı bazı hastalarda rahatlama sağlayabilir. Şikayetlerin uzun sürdüğü veya kronikleştiği durumlarda enjeksiyonu uygulamaları düşünülebilir. Nadir de olsa cerrahiden de yararlanmak gündeme gelebilir. Ameliyat ile hasarlı tendon çıkarılır. Sağlam tendonlar birbirine dikilir ve bu yapı yeniden diz kapağına dikilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Dizi Sağlıklı Tutmak Mümkün mü?</h2>



<p>Hem diz kapağını, hem de dizdeki diğer tüm parçaları sağlıklı tutmak mümkün. Peki, ama nasıl?</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Aşırı kilodan kaçının</li>



<li>Ağrı durumunda dizi dinlendirin, aktiviteyi durdurun, gerekirse buz uygulayın, dizi ağrıtan o spesifik aktiviteden kaçının</li>



<li>Bacak kaslarınızı güçlendirmeye yönelik egzersizler yapın. Unutmayın, vücuttaki en büyük kas grubu da yine bu kaslardır.</li>



<li>Uyluk ön ve arka kaslarını uzatmak için yapılan egzersizler de faydalı olacaktır.</li>
</ul>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/patellar-tendinit/">Patellar Tendinit</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/patellar-tendinit/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diz Enjeksiyonları</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/diz-enjeksiyonlari/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/diz-enjeksiyonlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 09:21:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8764</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diz Enjeksiyonları Diz sorunlarının tedavisinde ameliyatsız uygulamalar Tıbbın birçok alanında daha az girişimsel işlemle hastaya şifa vermeyi amaçlayan tedavi modaliteleri geliştirilmektedir. Yani hastayı ameliyat etmeden, anestezi vermeden, büyük müdahaleler yapmadan, hastaya zahmet vermeden ufak müdahalelerle bir iyilik hali sağlamak… Ortopedide ise en sık karşılaştığımız problem eklemlerle ilişkilidir. Kişilerin, eklemleri kireçlenebilir, hasar alabilir, farklı bir dizi hastalıkla karşılaşabilir. Tüm eklemler arasında ise bu sorunlar en sık dizde görülür. Bu nedenle diz eklemi hasarını tedavi etmeye yönelik birçok biyolojik yöntem geliştirilmiştir. Bu uygulamalar ilgili maddenin (hyaluronik asit, kök hücre, eksozom gibi) diz eklemine enjekte edilmesini içerir. Diz Kök Hücre Tedavisi Kök hücre özellikle diz ekleminde kıkırdak hasarı varlığında uygulanır. Eklemdeki inflamasyonu azaltmak ve onarım sürecini hızlandırmak için kök hücre uygulamaları düşünülür. Diğer enjeksiyon uygulamaları içinde daha uzun süreli iyilik hali sağlama potansiyeli mevcuttur. Kök hücreler iki yöntemle elde edilebilir.; kişinin yağ dokusundan ya da kemik iliğinden. Bu haliyle kök hücre toplanma süreci [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/diz-enjeksiyonlari/">Diz Enjeksiyonları</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Diz Enjeksiyonları</h1>



<p><strong><em>Diz sorunlarının tedavisinde ameliyatsız uygulamalar</em></strong></p>



<p>Tıbbın birçok alanında daha az girişimsel işlemle hastaya şifa vermeyi amaçlayan tedavi modaliteleri geliştirilmektedir. Yani hastayı ameliyat etmeden, anestezi vermeden, büyük müdahaleler yapmadan, hastaya zahmet vermeden ufak müdahalelerle bir iyilik hali sağlamak… Ortopedide ise en sık karşılaştığımız problem eklemlerle ilişkilidir. Kişilerin, eklemleri kireçlenebilir, hasar alabilir, farklı bir dizi hastalıkla karşılaşabilir. Tüm eklemler arasında ise bu sorunlar en sık dizde görülür. Bu nedenle diz eklemi hasarını tedavi etmeye yönelik birçok biyolojik yöntem geliştirilmiştir. Bu uygulamalar ilgili maddenin (hyaluronik asit, kök hücre, eksozom gibi) diz eklemine enjekte edilmesini içerir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Diz Kök Hücre Tedavisi</h2>



<p>Kök hücre özellikle diz ekleminde kıkırdak hasarı varlığında uygulanır. Eklemdeki inflamasyonu azaltmak ve onarım sürecini hızlandırmak için kök hücre uygulamaları düşünülür. Diğer enjeksiyon uygulamaları içinde daha uzun süreli iyilik hali sağlama potansiyeli mevcuttur.</p>



<p>Kök hücreler iki yöntemle elde edilebilir.; kişinin yağ dokusundan ya da kemik iliğinden. Bu haliyle kök hücre toplanma süreci ameliyathane şartlarında yapılır. İşlem genellikle maksimum 1 saat içinde tamamlanır.</p>



<p>Diz kök hücre tedavisi özellikle eklem kireçlenmesi olan hastalara uygulanır. Daha çok da erken ve orta evre olgularda… Bazen menisküs yaralanmalarında da esas tedaviye (cerrahi) ilaveten iyileşmeyi hızlandırmak için kullanılabilir.</p>



<p>Diz kireçlenmesi olan hastalarda kök hücre tedavisi ağrıyı azaltabilir, hareketliliği artırabilir. Etkisini 2 yıla kadar gösterebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Hyaluronik Asit</h2>



<p>Hyaluronik asit, diz eklem sıvısında doğal olarak bulunur. Bu sıvı eklem içindeki yapıların kayganlığını artırır, sürtünmeyi azaltır, dizin hareket etmesini kolaylaştırır. Böylece kişi daha rahat hareket edebilir, ağrıları da azalır.</p>



<p>Hyaluronik asit uygulaması poliklinik şartlarında kolaylıkla yapılabilen bir işlemdir. İlgili maddenin diz eklemine enjekte edilmesini içerir. İşlem genellikle 15 dakika içinde tamamlanır. Tek doz yapılabileceği gibi doz sayısının artırılması da mümkündür.</p>



<p>Özellikle diz kireçlenmesi olan hastalarda hyaluronik asit enjeksiyonundan yararlanılabilir. Her seviyeden olguda düşünülebilir.&nbsp; Etkisi 1 yıla kadar sürebilir. İlk etkisini ise işlemden sonra en erken bir hafta içinde vermeye başlar. Uygun hastalarda yaşam kalitesine katkıda bulunabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Diz Eklemine Eksozom</h2>



<p>Eklem hasarını onarmaya yönelik son yıllarda kullanılan bir diğer tedavi de eksozomlardır. Eksozomlar, hücrelerin salgıladığı çok küçük yapılardır. İçlerinde büyüme faktörleri ve proteinler mevcuttur. Bu içerikler, hasarlı dokularla iletişim kurarak iyileşme sürecini tetikleyebilir.</p>



<p>Özellikle kireçlenme olgularında eklemdeki inflamasyonu azaltarak ağrının hafiflemesine katkı sağlayabilir. Hastanın hareket kapasitesini artırabilir. Ek olarak menisküs ve bağ yırtıklarında, kıkırdak hasarı olgularında eksozom uygulaması düşünülebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Diz Eklemine Kortizon Enjeksiyonu</h2>



<p>Diz içine yapılan kortizon (steroid) enjeksiyonu, temel olarak iltihabı hızlı şekilde azaltmak ve ağrıyı kesmek için uygulanır.</p>



<p>Kortizon güçlü bir anti-inflamatuardır ve iltihabı baskılar. Eklem içindeki şişliği azaltabilir. Ağrıyı hızla düşürebilir. Hareketliliği artırabilir. Bu haliyle kireçlenmesi ve yoğun ağrısı olan hastalarda uygulanabilir. Yukarıdaki diğer yöntemlerden en önemli farkı kortizonun çok uzun süredir uygulanıyor olmasıdır. Bu haliyle vereceği sonuçlar daha iyi bilinmektedir.</p>



<p>Uygun hastalarda hızlı etki eder (1 ila 3 gün içinde), ancak etkisi de kısa sürelidir. Ortalama 2 ay kadar bir etki süresi olabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sonuç</h2>



<p>Bu tedavilerle ilgili bilinmesi gereken en önemli konulardan biri bu maddelerin dizdeki problemi yapısal olarak çözmeyeceğidir. Yani herhangi bir enjeksiyon ile dizdeki kireçlenme geri döndürülemez. Ancak hastaların hayat kalitesini iyileştirebilir. Ağrıyı azaltıp, kolay hareket etmeyi sağlayabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Diz Enjeksiyonları Hakkında Sık Sorulan Sorular</h2>



<p>Diz enjeksiyonları hakkında hastalarımızdan sıklıkla gelen sorulara yanıt verdik.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Diz enjeksiyonu nedir?</h3>



<p>Diz enjeksiyonları, diz ağrısını azaltmak, hareket kabiliyetini artırmak ve eklem fonksiyonlarını desteklemek amacıyla eklem içine uygulanan tedavilerdir. Bu amaçla farklı farklı medikal ürünler kullanılabilir. Enjeksiyon uygulaması hyaluronik asit, kök hücre ve eksozom gibi maddeleri içerebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Diz enjeksiyonları hangi hastalıkların tedavisinde kullanılır?</h3>



<p>Günümüzde diz enjeksiyonları birçok diz hastalığında kullanılabilir. Bunlar arasında diz kireçlenmesi (osteoartrit), menisküs yaralanmaları, kıkırdak hasarları, iltihabi eklem hastalıkları ve spor yaralanmaları yer alabilir. Diz enjeksiyonu ile kişinin dizindeki ağrının azalması, hareketliliğin artması amaçlanır.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Dize ne enjeksiyonu yapılır?</h3>



<p>Dize yapılan enjeksiyon uygulamaları arasında en yaygın olanları, hyalüronik asit, PRP, kortizon ve kök hücrelerdir. Kişi için hangi maddenin uygun olduğuna ortopedi hekimi ve hastanın kendisi birlikte karar verir. Kişinin yaşı, ağrının nedeni, kireçlenmenin şiddeti, hareketliliği, beklentileri gibi bir dizi faktör değerlendirilir ve bir karar verilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Diz enjeksiyonu ağrı yapar mı?</h3>



<p>Dokuya bir iğne girdiği için kişi hafif bir rahatsızlık hissedebilir. Ancak bu büyük ya da uzun süreli bir acı ya da ağrı değildir. Hastaların çok büyük bir bölümü herhangi bir ağrı duymadığını ifade eder.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Diz enjeksiyonu ne kadar sürer?</h3>



<p>İşlem genellikle 5-15 dakika içinde tamamlanır ve hastanede yatış gerektirmez.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Enjeksiyonun etkisi ne zaman başlar?</h3>



<p>Bu bahsettiğimiz etken maddeler arasındaki temel farklardan biri ilacın faydasını ne zaman göstereceğidir. Kortizon enjeksiyonları etkisini neredeyse hemen gösterirken, PRP ve hyalüronik asit tedavilerinde etkinin ortaya çıkması birkaç hafta alabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Etkisi ne kadar devam eder?</h3>



<p>Enjeksiyonlar arasındaki bir diğer önemli fark da etkinin ne kadar süreceğidir. Örneğin kortizon hemen etkisini göstermesine rağmen etki süresi 2-3 ay ile sınırlıdır. Ancak daha yavaş etkisini açığa çıkaran kök hücre ve hyalüronik asit gibi tedavilerin etki süresi 1 yılı geçer.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Enjeksiyondan sonra günlük yaşama ne zaman dönülebilir?</h3>



<p>Aynı gün içinde rahatlıkla günlük yaşama dönülebilir. İlk 2 gün ağır egzersizler yapmaktan kaçınmak gerekir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Diz enjeksiyonları ameliyat ihtiyacını ortadan kaldırır mı?</h3>



<p>Burada diz enjeksiyonlarının faydasını anlamak önemli. Enjeksiyonlar, dizde oluşmuş yapısal bir hasarı geri döndüremez. Amaç, ağrıyı azaltmak ve hareketliliği artırmaktır. Hastanın yoğun bir kireçlenmesi varsa burada doğrudan ameliyatı yani diz protezini düşünmek gerekir. Ancak orta seviyelerde bir kireçlenme varsa enjeksiyonla hastaya fayda sağlanabilir.&nbsp; Ayrıca, gerekli önlemleri de alarak diz eklemindeki kireçlenmenin ilerlememesi amaçlanabilir. Böylece ameliyat kararı ötelenebilir.</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/diz-enjeksiyonlari/">Diz Enjeksiyonları</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/diz-enjeksiyonlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalça Kırığı Tedavisi</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/kalca-kirigi-tedavisi/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/kalca-kirigi-tedavisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 19:39:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8752</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalça Kırığı Tedavisi Birçok kişi “Düşmüş kalçası kırılmış” ifadesiyle karşılaşmıştır. Bu ifade özellikle yaşlılar için kullanılır. Burada peki kırılan tam olarak nedir? &#160;Kalça eklemi, uyluk kemiğinin üst kısmı (femur başı) ve asetabulum’dan (kalça yuvası) oluşur. Kalça kırığı ile femurun (uyluk kemiği) kalçaya yakın üst bölgesindeki kırıklar kastedilir. Yaşlılarda sık görülür. Sağlıklı bir yaşlılık geçirmeyi sekteye uğratan önemli konulardan biridir.&#160; Ortalama her 5 yaşlıdan 1’inden farklı ölçülerde görülür. Kalça Kırığı Sonuçları Kalça kırığı ciddi bir ortopedik sorun olduğu kadar, önemli de bir halk sağlığı problemidir. Neden? Kalça kırığı yaşayan yaşlıların yaşama yeniden adapte olmaları güç olabilir. Bağımsız yaşam kaybolur, yaşam süresi kısalabilir. Kalçası kırılan yaşlılarda şu durumlar gündeme gelebilir; Bu nedenlerle kalça kırıkları mutlaka doğru yaklaşımla tedavi edilmelidir. Kişiye mümkün olduğunca hareketli bir yaşam sunulmalıdır. Böylece yukarı bahsettiğimiz kırığı olası sonuçları da bertaraf edilebilir. Kalça Kırığı Tipleri Kalça kırığının tipi, kırığın femurun neresinde olduğuna göre değişir. Kalça Kırığı Nedenleri Kalça kırıkları [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/kalca-kirigi-tedavisi/">Kalça Kırığı Tedavisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Kalça Kırığı Tedavisi</h1>



<p>Birçok kişi “Düşmüş kalçası kırılmış” ifadesiyle karşılaşmıştır. Bu ifade özellikle yaşlılar için kullanılır. Burada peki kırılan tam olarak nedir? &nbsp;Kalça eklemi, uyluk kemiğinin üst kısmı (femur başı) ve asetabulum’dan (kalça yuvası) oluşur. Kalça kırığı ile femurun (uyluk kemiği) kalçaya yakın üst bölgesindeki kırıklar kastedilir. Yaşlılarda sık görülür. Sağlıklı bir yaşlılık geçirmeyi sekteye uğratan önemli konulardan biridir.&nbsp; Ortalama her 5 yaşlıdan 1’inden farklı ölçülerde görülür.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kalça Kırığı Sonuçları</h2>



<p>Kalça kırığı ciddi bir ortopedik sorun olduğu kadar, önemli de bir halk sağlığı problemidir. Neden? Kalça kırığı yaşayan yaşlıların yaşama yeniden adapte olmaları güç olabilir. Bağımsız yaşam kaybolur, yaşam süresi kısalabilir. Kalçası kırılan yaşlılarda şu durumlar gündeme gelebilir;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kalçada ağrı, hareket güçlüğü, yürüyememe</li>



<li>Yatağa bağlı kalma sonucu, derin ven trombozu (bacakta pıhtı), yatak yaraları (bası ülserleri), kas erimesi gibi komplikasyonlar</li>



<li>Kırılmış bir eklemin kendisi yaşam kaybına yol açmaz. Ancak, bağımsızlığı kaybetmenin getireceği sosyal, fiziksel ve ruhsal yorgunluk kişilerin yaşamını kısaltabilir.</li>
</ul>



<p>Bu nedenlerle kalça kırıkları mutlaka doğru yaklaşımla tedavi edilmelidir. Kişiye mümkün olduğunca hareketli bir yaşam sunulmalıdır. Böylece yukarı bahsettiğimiz kırığı olası sonuçları da bertaraf edilebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kalça Kırığı Tipleri</h2>



<p>Kalça kırığının tipi, kırığın femurun neresinde olduğuna göre değişir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Femur boyun kırığı: Femur başının altındaki boyun kısmı kırıkları</li>



<li>İntertrokanterik kırık: Femur boynunun altındaki kemik çıkıntılarının kırılması</li>



<li>Subtrokanterik kırıklar: Femurun daha alt bölgesindeki kırıklar</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Kalça Kırığı Nedenleri</h2>



<p>Kalça kırıkları nedenleri arasında açık ara ilk sırada düşmeler gelir. Olguların neredeyse yüzde 90’ında düşme hikayesi vardır. Kemik erimesi de bir diğer önemli nedendir. Aslında bu iki durum birbiriyle de ilişkilidir. Yani, kişide kemik erimesi olduğu için basit bir düşmede dahi kemiği kırılabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kalça Kırığı Kimlerde Daha Sık Görülür?</h2>



<ul class="wp-block-list">
<li>Özellikle 65 yaş üzere</li>



<li>Kadınlar</li>



<li>Zayıf kas yapısı</li>



<li>Denge sorunları olanlar</li>



<li>Kalsiyum eksikliği olanlar</li>



<li>Daha önce kalça kırığı yaşamış hastalar</li>



<li>Sigara tüketenler</li>



<li>Fiziksel aktivitesi kısıtlı olanlar</li>



<li>Trafik kazaları ve yüksekten düşmeler de gençlerde kalça kırığına neden olabilir.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Kalça Kırığı Belirtileri</h2>



<p>Kalça kırığı kendini net bir biçimde gösterir. Şu belirtiler söz konusu olabilir;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Şiddetli kalça, kasık ağrısı ve bunların hareketle birlikte artması</li>



<li>Yürüme güçlüğü, ayağa kalkmakta zorluk, kırık kemiğin olduğu bacak üzerine basamama</li>



<li>Bacağın duruşunun bozulması</li>



<li>Şişlik, morluk</li>
</ul>



<p>Kalça kırığının net tanısı ve kırığın özellikleri röntgen ile ortaya konur. Bazen BT veya MR görüntülemeye de ihtiyaç duyulabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kalça Kırığı Tedavisi</h2>



<p>Kalça kırığı tedavisinde günümüzde altın standart yaklaşım kırığı ameliyat ile stabil hale getirmektir. Kırığı tipine göre, vidalar ile stabilizasyon yapıp kırığın kaynaması beklenebileceği gibi bazen kısmı ya da tam kalça protezine de ihtiyaç duyulabilir.</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/kalca-kirigi-tedavisi/">Kalça Kırığı Tedavisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/kalca-kirigi-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üst Kol Kırığı ya da Humerus Kırığı</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/ust-kol-kirigi/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/ust-kol-kirigi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 07:18:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8749</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üst Kol ya da Humerus Kırığı Omuz ve dirsek arasında bulunan üst koldaki bu kemiğe humerus denir. Bu aslında oldukça güçlü ve mukavemetli bir kemiktir.&#160; Ancak ciddi kazalar, travmalar sonucu humerus hasar alabilir, kırılabilir. Yaşlılarda kemiklerin sağlamlığının azalması nedeniyle basit düşmeler sonucu da bu durumla karşılaşılabilir. Üst koldaki kırıklar, kendini şişlik, ağrı ve morarma ile gösterir. Tedavide atel, askı, alçı gibi uygulamalar düşünülebilir. Bazı olgularda ameliyatla kırık kemiği sabitlemek gerekebilir. Bu tedavilerden sonra kolun hareket becerisinin yeniden tam anlamıyla kazanılması için genellikle fizik tedaviye de ihtiyaç duyulur. Üst kol kemiği farklı şekillerde kırılabilir: Üst Kol Kırığı Belirtileri En temel semptomlar kolda hassasiyet, şişme, ağrı, morarma ve hareket güçlüğüdür. Özellikle travmatik bir durum varsa, çevre dokularda da hasar olabilir. Semptomların varlığı ve şiddeti olgudan olguya değişir. Humerus kırığı belirtileri şöyle sıralanır: Üst Kol Neden Kırılır? Aslında üst kol gayet kuvvetli ve güçlüdür. Temel kırılma nedeni travmalardır, bazı ileri osteoporoz hastalarında da [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/ust-kol-kirigi/">Üst Kol Kırığı ya da Humerus Kırığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Üst Kol ya da Humerus Kırığı</h1>



<p>Omuz ve dirsek arasında bulunan üst koldaki bu kemiğe humerus denir. Bu aslında oldukça güçlü ve mukavemetli bir kemiktir.&nbsp; Ancak ciddi kazalar, travmalar sonucu humerus hasar alabilir, kırılabilir. Yaşlılarda kemiklerin sağlamlığının azalması nedeniyle basit düşmeler sonucu da bu durumla karşılaşılabilir. Üst koldaki kırıklar, kendini şişlik, ağrı ve morarma ile gösterir. Tedavide atel, askı, alçı gibi uygulamalar düşünülebilir. Bazı olgularda ameliyatla kırık kemiği sabitlemek gerekebilir. Bu tedavilerden sonra kolun hareket becerisinin yeniden tam anlamıyla kazanılması için genellikle fizik tedaviye de ihtiyaç duyulur.</p>



<p>Üst kol kemiği farklı şekillerde kırılabilir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Omuz eklemine yakın bölgede görülen kırıklar vardır. Bunlara proksimal humerus kırığı denir. Bu tip kırıklar özellikle ileri yaşta daha sık görülür.</li>



<li>Kemiğin orta bölümünde oluşan kırıklara humerus cisim kırığı denir. Bu kırıklar kolun orta kısmında meydana gelir.</li>



<li>Dirsek eklemine yakın bölgede oluşan kırıklara ise distal humerus kırığı denir.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Üst Kol Kırığı Belirtileri</h2>



<p>En temel semptomlar kolda hassasiyet, şişme, ağrı, morarma ve hareket güçlüğüdür. Özellikle travmatik bir durum varsa, çevre dokularda da hasar olabilir. Semptomların varlığı ve şiddeti olgudan olguya değişir. Humerus kırığı belirtileri şöyle sıralanır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Şiddetli ağrı</li>



<li>Şişlik</li>



<li>Morluk</li>



<li>Hassasiyet</li>



<li>Hareket güçlüğü</li>



<li>Omuzu hareket ettirirken sürtme hissi</li>



<li>Nadiren kanama (kemik dışarı çıktıysa yani açık kırık varsa)</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Üst Kol Neden Kırılır?</h2>



<p>Aslında üst kol gayet kuvvetli ve güçlüdür. Temel kırılma nedeni travmalardır, bazı ileri osteoporoz hastalarında da kol kırıkları ile karşılaşılabilir. Humerus kırıkları nedenleri şöyle belirtilebilir;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Trafik kazaları</li>



<li>Şiddetli düşme, çarpma, darbe</li>



<li>Spor yaralanmaları</li>



<li>Osteoporoz nedeniyle kemiklerin zayıflayıp bir noktada belki küçük bir travma nedeniyle kırılması</li>



<li>Nadiren görülen kemik tümörleri ya da kemikte enfeksiyon gibi kemiği yıpratan durumlar</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Humerus Kırığı Tanısı</h2>



<p>Üst kol kırıkları genellikle travma sonucu olduğu için hastaların acile başvurması ile ortaya konur. Kırığın varlığını ve boyutunu tam olarak görmek için röntgen ve bazen MR taraması gerekir. Edinilen bilgiler ışığında tedavi planlanır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Üst Kol Kırığı Tedavisi</h2>



<p>Tedavi kırığın şiddetinin ne ölçüde olduğuna göre belirlenir. Görece basit kırıklarda atel, alçı, askı gibi uygulamalar düşünülür. Bu aparatların 1-2 ay kadar kullanılması gerekebilir. Olguların çoğunda da sorun bu şekilde çözülür. Ciddi kırıklarda ise kemiklerin birbirine sabitlenmesi gerekir. Plak ve vidalar ile kırık kemik parçaları birbirine sabitlenir ve zaman içinde kaynaşması amaçlanır.</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/ust-kol-kirigi/">Üst Kol Kırığı ya da Humerus Kırığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/ust-kol-kirigi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osteoporoz ya da Kemik Erimesi</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/kemik-erimesi/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/kemik-erimesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2026 07:45:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8747</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osteoporoz ya da Kemik Erimesi Kemik erimesi ya da diğer adıyla osteoporoz özellikle 50 yaş sonrası bireyleri etkileyen bir sağlık problemidir. Toplumda neredeyse sadece kadınlarda görülür olarak bilinmesine rağmen erkeklerde de izlenebilir. Kadınlarda oran ve etkisi daha büyük olmakla birlikte, yaklaşık her üç kadında ve her beş erkekte bir görülür. Osteoporoz sıklıkla omurgada oluşur. Kalça ve el bileği eklemlerinde de olabilir. Kemik erimesinin en önemli belirtisi ağrıdır. Tedavi de bu ağrının yönetilmesini kapsar. &#160;Ancak bazı zorlu olgularda omurgada kırık (osteoporotik omurga kırığı) ya da kalça kırığı olabilir ve tedavi de bu doğrultuda planlanır. Kemik erimesi oldukça basit bir tarama ile tespit edilebilir. Kemik yoğunluğu ölçümü taraması ile kişide kemik erimesi olup olmadığı ve ölçüsü ortaya konabilir. Osteoporoz Belirtileri Kemik erimesinin en öne çıkan semptomu ağrıdır. Ağrı çoğu zaman omurgada ve genellikle de bel ağrısı olarak karşımıza çıkar. Bu durumun nedeni de kemikte oluşan küçük kırıklardır. Bu ağrı çok hafif olabileceği [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/kemik-erimesi/">Osteoporoz ya da Kemik Erimesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Osteoporoz ya da Kemik Erimesi</h1>



<p>Kemik erimesi ya da diğer adıyla osteoporoz özellikle 50 yaş sonrası bireyleri etkileyen bir sağlık problemidir. Toplumda neredeyse sadece kadınlarda görülür olarak bilinmesine rağmen erkeklerde de izlenebilir. Kadınlarda oran ve etkisi daha büyük olmakla birlikte, yaklaşık her üç kadında ve her beş erkekte bir görülür. Osteoporoz sıklıkla omurgada oluşur. Kalça ve el bileği eklemlerinde de olabilir.</p>



<p>Kemik erimesinin en önemli belirtisi ağrıdır. Tedavi de bu ağrının yönetilmesini kapsar. &nbsp;Ancak bazı zorlu olgularda omurgada kırık (osteoporotik omurga kırığı) ya da kalça kırığı olabilir ve tedavi de bu doğrultuda planlanır.</p>



<p>Kemik erimesi oldukça basit bir tarama ile tespit edilebilir. Kemik yoğunluğu ölçümü taraması ile kişide kemik erimesi olup olmadığı ve ölçüsü ortaya konabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Osteoporoz Belirtileri</h2>



<p>Kemik erimesinin en öne çıkan semptomu ağrıdır. Ağrı çoğu zaman omurgada ve genellikle de bel ağrısı olarak karşımıza çıkar. Bu durumun nedeni de kemikte oluşan küçük kırıklardır. Bu ağrı çok hafif olabileceği gibi şiddetli de olabilir. Zaman içinde ağrı artabilir. Kalçada oluşan kemik erimesinde de hastanın basit/hafif bir ağrısı olabileceği gibi merdiven çıkmayı imkansız hale getiren bir olguda söz konusu olabilir.</p>



<p>Kemik erimesi belirtileri bu iki bölge özelinde şu şekilde paylaşılabilir;</p>



<h3 class="wp-block-heading">Omurgada Kemik Erimesi</h3>



<p>Paylaştığımız semptomların varlığı ve şiddeti olgudan olguya değişir;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bel/sırt ağrısı (ileri olgularda kronikleşebilir)</li>



<li>Uzun süre ayakta kalınca rahatsızlık hissi</li>



<li>Hareketle başlayan/şiddetlenen ağrı</li>



<li>Boy kısalması</li>



<li>Sırtta kamburlaşma</li>



<li>Postür bozukluğu</li>



<li>Nefes alırken zorlanma (ileri olgularda)</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading">Kalçada Kemik Erimesi</h3>



<p>Paylaştığımız semptomların varlığı ve şiddeti olgudan olguya değişir;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kasık/kalça ağrısı</li>



<li>Uzun süre ayakta kalınca kalçada rahatsızlık</li>



<li>Yürürken artan ağrı</li>



<li>Topallama</li>



<li>Merdiven çıkarken zorlanma</li>



<li>Ayağa kalkmakta güçlük</li>



<li>Yürüyememe</li>



<li>Bacakta kısalık veya dışa dönme</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Kemik Erimesini Engellemek için Öneriler</h2>



<p>Kemik erimesinin temel nedeni yaş almayla birlikte kemiklerin içinde kalsiyumun azalıp, kırılgan bir hal almasıdır. Yani kalsiyum ile kemiklerin içini doldurmak, sağlamlaştırmak gerekir. Bunun için de D vitamininden yararlanılır. Güneş ana D vitamini kaynağıdır. Süt ürünlerini tüketmek de önemlidir. Gerekirse takviye başlanır.</p>



<p>Bir diğer önlem ise kemikleri koruyan ve saran çevre kasları güçlendirmek ve esnetmektir.&nbsp; Böylece kemiklere daha az yük biner ve daha güvende olurlar.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Osteoporoz Risk Faktörleri</h2>



<ul class="wp-block-list">
<li>50 yaş üzeri olmak</li>



<li>Kadınlarda risk daha fazla (menopoz sonrası risk artar)</li>



<li>Kortizon içeren ilaçların yoğun kullanımı</li>



<li>Hareketsiz yaşam</li>



<li>Sigara içmek</li>



<li>Yeterince kalsiyum almamak</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Kemik Erimesi Tedavisi</h2>



<p>Kişide kemik erimesi nedeniyle omurga ya da kalça kemiğinde bir kırılma, çökme yoksa egzersizler, kalsiyum yüklemesi, ideal kiloya kavuşma vd. gibi basit yaşam düzenlemeleriyle sorun büyük ölçüde çözülür.</p>



<p>Ancak kırık gibi travmatik bir durum ortaya çıktıysa en basit olarak korse kullanımı önerilebilir. Hastaya uygulanacak tedavi olgunun ciddiyetine göre basitten komplekse doğru gider. Korsenin fayda etmeyeceği hastalarda omurgaya vertebroplasti ve kifoplasti gibi girişimsel tedaviler düşünülür. Daha ileri olgularda ameliyat gerekir. Omurgaya füzyon yapılabilir. İleri kalça kırıklarında da protez cerrahisi düşünülebilir.</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/kemik-erimesi/">Osteoporoz ya da Kemik Erimesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/kemik-erimesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayak Bileği Burkulması</title>
		<link>https://drtunapehlivanoglu.com/ayak-bilegi-burkulmasi/</link>
					<comments>https://drtunapehlivanoglu.com/ayak-bilegi-burkulmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2026 15:33:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://drtunapehlivanoglu.com/?p=8745</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayak Bileği Burkulması Ayak bileği burkulması en sık görülen ortopedik rahatsızlık olabilir. Ayak bileği yukarı, aşağı, sağa, sola manevra yapabilen esneyebilen bir eklemdir. Bu yönlerden herhangi birine doğru aşırı gerilmesi sonucu burkulabilir. Ayak bileği burkulması hem spor yaparken hem de günlük aktiviteler sırasında (otobüsten inme, merdiven çıkma) olabilir. Ayak bileği burkulmasının en önemli nedenleri arasında, vücudun ani bir şekilde yön değiştirmesi, ters basma, darbe, yüksekten düşme yer alır. Nihayetinde, bacak kemiği ile ayak arasındaki bağlantıyı sağlayan ligement adlı bağ dokusu hasar alabilir. Genelde de burkulma ayak bileğinin dış bölümündeki bağların gerilmesi şeklinde olur. Ayak bileği burkulması ilk aşamada pek önem verilen bir problem olmasa da zaman içinde kronikleşme riski taşır. Bu haliyle gerekli önlemlerin alınması, ayak bileği ekleminin gereken dirence ve esnekliğe kavuşması sağlanmalıdır. Ayak Bileği Neden Burkulur? Yukarıdaki durumlara ek olarak bazı kişilerde ayak bileği eklemi bir şekilde burkulmaya daha açık olur. Bu duruma ise şu olgular neden olabilir; [&#8230;]</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/ayak-bilegi-burkulmasi/">Ayak Bileği Burkulması</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading">Ayak Bileği Burkulması</h1>



<p>Ayak bileği burkulması en sık görülen ortopedik rahatsızlık olabilir. Ayak bileği yukarı, aşağı, sağa, sola manevra yapabilen esneyebilen bir eklemdir. Bu yönlerden herhangi birine doğru aşırı gerilmesi sonucu burkulabilir. Ayak bileği burkulması hem spor yaparken hem de günlük aktiviteler sırasında (otobüsten inme, merdiven çıkma) olabilir. Ayak bileği burkulmasının en önemli nedenleri arasında, vücudun ani bir şekilde yön değiştirmesi, ters basma, darbe, yüksekten düşme yer alır. Nihayetinde, bacak kemiği ile ayak arasındaki bağlantıyı sağlayan ligement adlı bağ dokusu hasar alabilir. Genelde de burkulma ayak bileğinin dış bölümündeki bağların gerilmesi şeklinde olur.</p>



<p>Ayak bileği burkulması ilk aşamada pek önem verilen bir problem olmasa da zaman içinde kronikleşme riski taşır. Bu haliyle gerekli önlemlerin alınması, <a href="https://drtunapehlivanoglu.com/ayak-bilegi-eklemi-kireclenmesi/" type="link" id="https://drtunapehlivanoglu.com/ayak-bilegi-eklemi-kireclenmesi/">ayak bileği ekleminin</a> gereken dirence ve esnekliğe kavuşması sağlanmalıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ayak Bileği Neden Burkulur?</h2>



<ul class="wp-block-list">
<li>Ayak bileği ekleminin herhangi bir yöne doğru esneyerek gerilmesi, bükülmesi, zorlanması</li>



<li>Özellikle spor müsabakalarında zıpladıktan sonra yere inerken dengeyi kaybetme</li>



<li>Düz olmayan zeminler de her zaman tehlikelidir, ayak burkulmasına zemin hazırlayabilir</li>



<li>Ayağa gelen darbeler, birinin basması, bir maddenin düşmesi</li>
</ul>



<p>Yukarıdaki durumlara ek olarak bazı kişilerde ayak bileği eklemi bir şekilde burkulmaya daha açık olur. Bu duruma ise şu olgular neden olabilir;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Çukur/pençe ayak tipi</li>



<li>Diyabet</li>



<li>Sinir hasarı</li>
</ul>



<p>Ayak bileği burkulmaları sporcularda sık olur. Öte yandan özellikle profesyonel sporcular yüksek esneme kapasiteleri sayesinde bunu ileri seviyede tolere edebilirler. Peki, sporculardaki bu sık burkulmanın nedenleri nelerdir?</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Yanlış ayakkabı seçimi</li>



<li>Spora elverişsiz zemin</li>



<li>Sürekli zıplamayı içeren sporlar (voleybol, basketbol vd.)</li>



<li>Ayak bileğinin sık yön değiştirmesini içeren sporlar (tenis, futbol vd.)</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Ayak Bileği Burkulmasının Belirtileri</h2>



<p>En öne çıkan iki belirti; ağrı ve şişliktir. Olgunun şiddetine göre bilekte morluk, hareket güçlüğü, stabilite sorunları ve hassasiyet olabilir. Çok yoğun ağrı varsa bağlarda ciddiye alınması gereken bir hasar veya kemik kırığı akla gelebilir. Elle yapılan muayenenin yanı sıra röntgen ve bazen MR taramasından yararlanmak gerekebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ayak Burkulması Tedavisi</h2>



<p>Ayak burkulması çoğu zaman kendiliğinden geçen bir problemdir. İlgi bölgeye sürülmesi için reçete edilen kremler ve ağızdan alınan ağrı kesiciler sorun daha hızlı ve kolay ortadan kaldırılmaya çalışılır. Ayrıca birkaç gün istirahat etmek de iyileşmeyi hızlandırır. Burkulmanın şiddetine göre bandaj ya da ayak bilekliği kullanımı, daha ileri olgularda ise koltuk değneği kullanımı düşünülebilir. Bazense ayak bileği eklemini alçıya almak gerekebilir. Bu durumda hastanın yürüme botu giymesi gerekir.</p>
<p><a href="https://drtunapehlivanoglu.com/ayak-bilegi-burkulmasi/">Ayak Bileği Burkulması</a> yazısı ilk önce <a href="https://drtunapehlivanoglu.com">Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://drtunapehlivanoglu.com/ayak-bilegi-burkulmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
